Ben, çok önemli bir şeyim aslında. Binlerce yıldır hep önemli oldum ve fakat bu benim gördüğüm eziyetleri yok etmedi hiçbir zaman. İmparatorların başında bir taç oldum. Barış oldum uzandım, uzatıldım. Refah ve zenginlik bana gebeydi. Maddenin tüm hallerinde bir servettim ben. Geçmiş zaman ifadesi kullanıyor olmam bunun geçmiş olduğunu düşündürmesin size. Binlerce yıldır sarındım memleketin topraklarına. Savurgan suların şerrinden ben korudum onları. Ölümsüzlük atfedildi bana. İnsanın Süleyman’ı neyse ben o oldum durgunlar aleminde. Yaşadım, konuştum ve susturuldum da. Ben, çok önemli bir şeyim aslında ama zor ben olmak, çok. Bu bir ben sorunsalı değil, sen sorunsalı. Unutma lütfen bu dediğimi. İnsan ne çok kullandı beni, her zerremden ne çok faydalandı. Yapraklarımdan diziler koydular başlarına ve beyaz zengin kumaşların üzerine en çok benim resmimi çizdiler. Ki yeşil değil de altın olduğumda pek bir muteber oldu alelade insanlar. Zaten bu değerli sarılığım antik zamanlara dayanır, bir lütuf olarak sunulduğum kabul edilir eski zatı muhteremleriniz tarafından. Yaşama sevinci ve arzusunun bir simgesi olarak devamlılığım da önerildi yetmişinde olanlarınıza bile, hatırı sayılır şairlerce. Duyuldu mu?
Aynı yerlerden, aynı dağlara bakan aynı kıyılarda, tüm bu kutsal bilinirliğime ve yeryüzünde bir cennet tasvirinin parçası olmama rağmen ne çok kıydılar bana. Ölümsüzlüğümü öldürdüler, taşla ezdiler, çizdiler, kırdılar, akıttılar içimi. Kollarıma değneklerle vurdular. Memeciklerime doydular. Doydular da ondan mı ne idüğü belirsiz şekillerde yok ettiler, sıradanlaştırıp değersizleştirdiler beni. Şişelere koydular, denize attılar, hangi mevsim yeşilliklerinin yanında daha iyi gideceğime, kimlere meze olacağıma karar verdiler benim, küstahça. Üstelik minnetsiz. Benim tüm atfedilen sonsuz güçlülüğüme rağmen, beton arzulara, terörist ateşlere teslim oluşum, yakın bir son ve bir soy kuruması yaratacak elbet bir gün. O gün geldiğinde, “ben esanslı antibakteriyel kimyasallar” temizlemeye yetmeyecek senli kirli dünyanın tahribatını. Ve fakat yine de gönül rahatlığıyla tüm bu çileye, binlerce yıllık cefaya ve insan zulmüne rağmen çokça yıpranmışlık, tükenmişliğe rağmen şükrediyorum zeytinliğime. Ve yeryüzünde bu topraklarda bu halde bulunduğuma. Ya kadın olsaydım?
Can Padişah
İletişim: canpadisah6@gmail.com