kalbimi loğladım

iz bırakan ilkel bir aletle

kokunla Nalçik sokaklarında yönünü kaybeden

duygularım taşmasın diye

göğsümdeki yumuşak yeri taşlaştırdım

geçirgenliğini yok ederek

bakışlarının aşındırdığı o yeri

kederle sıkılaştırdım

geri dönmesin diye

sana dönüşmüş duygularım

içimdeki taş çözülmesin diye

seninle olmaya dair ne çok düşüncem vardı

her biri başka bir ihtimaldi

sensizliğe ise tek bir cümle bile kurmamıştım

açsaydın kapını

koşaradım gelirdim

ne şehirlere sancak diken bir soyluydum

ne de maharetli bir çilingir

davet bekleyen utangaç bir gariptim

bir seslenişe

bir kapı tıkırtısına razı olandım

kapı kenarlarından sızan hafif bir ayazla

kızarmış tenine, yumuş yüreğinin derinliklerine

geceden ipek bir şal örter

eyyüpten miras sabrı üflerdim

usul usul

tutuşa tutuşa yanmıştım ben

döne döne alevlenmiştim

ibrahimi yakmayan ateş

beni yaktı

o karınca bile

gelmedi

bana ulaşan ise

hafif bir ayazdı

kendi kendine yetendin sen

yolları arşınlayandın

gerek duymazdın o şala

aşina olmanı istedim içimdeki şefkate

“sensiz de üşümüyorum,” sözü dudaklarından düştüğünden beri

içimde dolaşan her şey

kapında oyalanıyor

serseri gibi

ama kırıp dökmeyen

biliyorum

birlikte olmanın imkânsızlığını

adı konmuş bir uzaklık bu

yine de yönümü bulamıyorum

pusulam sende kalmış gibi

ve ben

hâlâ kapındayım

ama artık bekleyen ben değilim

bekleyiş beni tutuyor

 

Talha Kutay