Kafatasımda fokurdayan garabetler
Kulların kusurlarından arttırılmış bahçem
El sallayamıyorum küllüğün beyaz tabanına.
Baldırlarımı serçeler diksin istiyorum ben
Arkası dönük insanlar oluyor giden insanlar
Kıyametimizden hiç mi hiç önemli değil
Erinerek eriyerek dökünerek çözemediğimiz
Tüm bu kan ve adam kokulu husumetler.

Ama ne masanın kibri kaldı ne kapının ahı
Nefesin bir tay nefesinden sönükse bu
Annen günü gelince gerdanına sarılmadı ki
Beni bari bugün yaşlı bir kalbe benzetme
Senin genç oluşların faciaları geciktirmedi
Bana tetkik gerekmez benim karnım aç
Ne sofranın lüzumu kaldı ne tokluğun şanı.

Sen kafiyelere benziyorsan tanrıya bağırdım
Çünkü gülmek şiirden sıyrılmalı acıdan da.
Harcımızı başıbozuk üstatlar karmalı ki
Telli saatler cildine sataşmasın karardım.
Altınla ve üstünle mümkün değil alakasızım
Hem ürküp irkildiğin kadar uzaktan tamam
Hem çarpıntının sazları kadar yakından da.

Aynaya bakacaksan ağrılarına söz geçirebil
Benim tekrara takılan lügatlerim olabilir
Her dilde kaçırıldığım isimsiz ülkeler soğuk
Çirkin ve sevgisiz yüzler sen sadece gülebil.
Sen sızısız sessiz kayıpsız şehirler getir
Yatırların hesabı başka kavgalara kalabilir
İçinde esneyip hemhal oldum şirk bu kovuk.

Yurdumuza kimsesiz ve sarhoş girmek
Katiyen yasaktır!
Başımın dönmesi dahi
Metafiziğe aykırı bir karardır.

 

kadir erdem