Nereye gömmeliyim ölülerimi

Her yanımdalar

Hangi mezarlığı kapatmalıyım

Nereye sığdırırım onları

Tünel toprağını avluya saçar gibi

Silkelene silkene mi kurtulacağım onlardan

Yoksa

Yoksa

Hep çakmak cebimde mi kalacaklar

Her an bana ait, ben mi olacaklar

İşte, evde, eylemde

Yanımda, çakmak cebimde mi

Taşıyacağım onları

Kim kimden kurtulur aklım ermez

Kim kimin başına bela

Kim kime ait

Ben mi ölülere

Ölüler mi bana

Perdesiz camlarım, gazete kağıdı

Kefensiz ölülerim, gazete kağıdı

Sahipsiz yoldaşlarım, gazete kağıdı

Yol göründü

Gazete kağıdına saracağım onları

İllegal bir yeraltı yayının isyankar satırları arasında

Dolaşıp dursunlar

Ki

Çakmak cebime döndüklerinde

Kalbime

Vicdanıma

Umudumdan bir haber taşısınlar

İsterim ki

Kendimi borçlu hissettirmesinler

Garip bir ölünün

Sokak ortasında yatan efsanesine

İsterim ki

Aynaya baktığımda

Bana bakan kara gözler

Bir ölüden değil

Yaşamın en kuytu noktasında

En ıslak, en soğuk gerçekler arasında

Fırtınaya, kaosa direnen

Bir grup hayalperestin

Aynı ufka bakan gözleri olsun

Ve biz

Yumrukları sıkılı biz

Ve biz

O ufka varan biz

Ve biz

O ufkun çizgisinde

Ve biz

Aydan dünyayı izler gibi bir manzara seyrinde

Şaraplarımızı yudumlarken

Son bir kez

Çakmak ceplerimizi yoklayacağız

İhtimal ki orada olacaklar

Bize eşlik edip

Bir an

Yalnızca tek bir an için

Bize huzur bahşedecekler

Ve yorgun gözlerini

Yeni gezegenler arayan bir gemi gibi

Yeni hayallere

Yeni gerçeklere dikecekler

Çakmak ceplerimiz öksüz kalacak

Bu sefer biz

Yumrukları yine sıkılı biz

Ölülerimizin çakmak ceplerine gireceğiz

alper ağırnaslı