Merak
Dikilmiş yılgın suratımla dönüp soruyorum
Arkamda bir kıyamet emziriliyorken hem de
Ey dünya! Utanma da bak bana!
Bende hiç bakire hevesler bıraktın mı sen?
De, evet söyle, nedir bu bana karşı olan
Bitmez garezinin tükenmez kaynağı?
Seni bir yaşammış gibi dinliyorum yine de
Öfke
Tırnaklarımla çiziktirdiğim soru işaretleri
Yüzümü gizden öteye gömüyorum hep.
Gökyüzümde baltalar bulutları buduyor
Söyle, buna sağanak yağmur diyebilir misin
Bana bir evrak veya bir cevap kalmadı bak
Beni bir koridorun bitişinde göremez misin
Sözümü senden öteye deyip geçiyorum hep.
Uysalım ben
Falakadan yeni inmiş talebeler gibi
Bana hiçbir güç ekmek çaldıramaz artık.
Kanlı ve yünlü gözlerle izleme açlığımı
Sen git ve iyisi mi bana berbat şiirler yaz
Hükmümün çökmesi kadar güzel olan onlar.
Yangınlar karşısında yıkanıp durmak gibi
Kavur bedenimi durmadan, hepimize vur
Ancak böyle dolup taşar bu ecnebi yarık.
Cendere
Gittikçe ufalanıp küçük şişelere doluyorum
İki elini de kesen kasaplar ağlıyor beni.
Tutuşamayan barut gibi karalar bağlıyorlar
Yıllardır güzel avluların benzini attırıyorum.
Gülünç fiyatlarla hasmıma satıyorlar beni
Seni kendim gibi hısmımdan kurtarıyorum.
– kadir erdem