Yabancı cızırtılar var
kulaklarımı tırmalıyor
elimde bir çift bağcık
mestim bana küstü
çarpık bacaklarım
tabanını parçalıyor.
Meyvalar kusuyorum;
portakalın şansı,
mandalinanın zenginliği;
ananasın misafirperverliği,
ayvanın sevgisi
veyahut doğurganlığı
hepsi gitti
tek kusmadığım
arpa kaldı
arpa meyve mi?
Senin işaretlerin olurdu
tezat içermeyen,
bense tezatlarda yaşardım
juxtapositionlara sarardım yorganımı
new born baby
cries
during the funeral
üşürdüm yataklarda;
titremezdim,
titremek haram kılınmıştı bize.
Macunköyde
macuncular yaşamıyor elbet,
ama türkün elinde
bir garibin yaşadığını bilirim
yolları bitmeyen bir boşlukta
birini görürsen beni hatırla
elleri cebinde hâli perişan
bir deli görürsen beni hatırla.
Deliriyorum;
yoğurulmuş ayetlerin
bacaklarıma dermanı kalmadı,
bıraktığın terler ise
hâlâ ellerimde,
tutunamıyorum
düşüyorum
ömründe hiç gülmeyipte
her an ağlayan
en sonunda diken olup otlanan
bir mezar görürsen beni hatırla.
– Said Bera Şahin