‘Everyone in this world carries around their own sins, and they never go avay… But that doesn’t change the fact we dowhat we must.’ Monster’daki Wolfang Grimmer karakterinin sözü
Suç: Yasalara ahlak kurallarına aykırı davranış. Yasalara aykırı davranış, cürüm.(TDK)
Ceza: Uygunsuz davranışlarda bulunanlara uygulanan üzüntü, sıkıntı, acı verici işlem veya yaptırım, ukubet. (TDK)
Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler romanını okudunuz mu? Ben romanı okumadan çok önce internette varoluşçu roman karakterleri hakkında yazılan bir yazıyı okumuştum. Yazıda, Karamazov Kardeşler romanından İvan Karamazov’dan söz ediliyor ve baba katili olarak gösteriliyordu. Ama romanı okuyunca asıl katilin Pavel Smerdyakov olduğunu öğrendim. Roman üzerine yazılan yazılar genellikle Alyoşa ve İvan hakkında. Smerdyakov ise adı dahi pek anılmayan bir karakter. Açıkçası incelenmesi ve üzerine psikolojik tahliller yapılması gereken en önemli Karamazov Kardeşler roman karakteri Smerdyakov benim için. Bu yazıda psikolojik açıdan onu inceleyemeyebilirim. Çünkü bir psikolog, pdr veya psikiyatrist değilim. Yazıda, size Smerdyakov’u anlatacağım ve onu başka bir baba katili olan Oedipus ile ‘suçunu ve cezasını kabullenmek’ üzerinden karşılaştıracağım. Bir seri katilin işlediği suçların günahını üstlenen Doktor Tenma da eşlik edecek.
Smerdyakov; akıl hastası olan, sokaklarda yaşayan kimsesiz Lizaveta’nın çocuğu. Bir tecavüz sonucunda olduğu romanda ima ediliyor. Fyador Pavloviç’in onun babası olduğu söyleniyor. Fyador, bunu kabul etmese de, doğum yaparken ölen Lizaveta’nın çocuğunu evine kabul ediyor. Resmi olarak kaydedilmese de vaftiz edilirken baba adı olarak Fyador yazılıyor. Evdeki hizmetçi çifte emanet ediliyor. Büyünce de aşçı olarak Fyador Pavloviç’e hizmet ediyor. Pavloviç’le dalkavukça konuşsa da aslında büyük bir nefret besliyor. Aslında burada nefret kelimesi yerine ‘hınç’ ya da ‘kin’ besliyor diyebiliriz. Elbette, bu üç karanlık duygunun da Smerdyakov’un yüreğinde yaşadığını düşünebiliriz. Sara hastası. İvan Karamazov’la olan ilişkisi ise fikirlerine hayranlık duymak.
Smerdyakov, İvan’a kriz geçireceğini, bunu hissettiğini söylüyor. İvan’a, babasının burada savunmasız kalacağını, Dimitri’nin onu öldürmeye geleceğini, bu yüzden babasını dinleyerek Moskova’ya gitmemesini belirtir. Ancak İvan son anda fikir değiştirip babasının ona söylediği yere değil, Moskova’ya gider. Daha fazla uzatmadan sadede gelirsem, baba Karamazov öldürülür, suç Dimitri’nin üzerine kalır. Ama İvan, Smerdyakov’u hastanede (sara krizi geçirdiği için kötü durumdadır) üçüncü defa ziyaret ettiğinde Smerdyakov her şeyi itiraf eder.
Kitabı okumamış olanlar için Smerdyakov’un itirafını yazmayayım, birçok olayı anlattım zaten, okumak isteyenlere daha fazla bilgi vermeyelim. Ama şunu da eklemeliyim, Smerdyakov suçunu işlerken bunu ondan İvan istemiş gibi anlatır. İvan’ın düşünceleri sebebiyle baba Karamazov’u öldürdüğünü söyler. İvan’ın Moskova’ya gidişinin sebebi, babasının ölümünü istemesidir hatta ona göre. İvan, duyduklarından ve içindeki suçluluk duygusundan afallamış bir halde, elinde Smerdyakov’un çaldığı paralarla birlikte hastaneden çıkar. Ama hemen savcıya gitmek yerine eve gider. Bu da Smerdyakov’un kendini sonsuza kadar bu yargılamadan kurtarmasına yol açar. (Okuyanların bu kısmı anlamasını ümit ederek, daha fazla ayrıntıya girmeyeyim.)
Ama gerçekten de Smerdyakov, İvan’ın istediğinin bu olduğunu düşündüğü için mi baba Karamazov’u öldürmüştür? Onun bu cinayet için bir değil onlarca nedeni yok mu? Fyador’un berbat bir baba olduğu kesin, ama Smerdyakov’u oğlu olarak bile açıkça kabul etmemesi bu cinayetin sebebi olamaz mı?
Şimdi bir baba katilinden daha bahsetmek istiyorum, Oedipus’tan. Babası Laios, Pelops’un oğluna tecavüz ettiği için lanetlenir. Laios’un yeni doğan oğlu Oedipus tarafından öldürülecektir. Bunun üzerine Laios, oğlu Oedipus’u ormana bırakır, ormandaki vahşi yaratıklara yem olması için. Fakat yardımcısı bu emre uymayarak Oedipus’u bir çobana verir. Çoban da bu çocuğu, çocukları olmayan Corinth kralına verir. Oedipus, bu çiftin çocuğu olmadığını bir şölen sırasında sarhoş bir davetli tarafından kendisine evlatlık olarak bakıldığında şüphelenir. Kralı sorgular ancak bir yanıt alamaz.
Yollara düşerek Delphoin kahinine sorar. Kahin sorusunu cevaplamak yerine babasını öldüreceğini ve annesiyle evleneceğini söyler. Şaşıran Oedipus kendini yollara atar. Yolda bir yaşlı ile yol sırası için kavga ederler. Onu ve suça tanık olanları öldürür. Thebai şehrine gelir. Burada bulanan Sfenks’i yener. Kral yapılır ve kraliçe ile evlendirilir. İki oğlu ve iki kızı olur. Mutluluk içinde yaşarken şehirde veba salgını başlar. Bir kahine danışır, kahin ona orada mutluluk içinde yaşayan bir günahkarın kovulması gerektiğini söyler. Oedipus, eski kralın cinayetini araştırmaya başlar. Öğrenir ki öldürdüğü yaşlı adam kralın kendisidir. Öz babasıdır ve şu anda annesiyle evlidir. Kehanet gerçek olmuştur. Oedipus, gözlerini Lokaste’nin altın iğneleri ile oyar. Kör bir dilenci olarak yaşamaya başlar.
Oedipus’un üzerine şimdiye kadar ‘kader’ veya psikolojide isim verdiği kompleks ile tartışıldı. Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği romanında ise Milan Kundera, ana karakterin yazdığı bir yazıyla bu olayı ‘suçunu üstlenme ve cezayı kabul edebilme’ açısından incelemişti.
Gelelim Doktor Tenma’ya. Bir çocuğun hayatını kurtarır. İmkansız bir ameliyatı başarıp kafasındaki mermiyi çıkarır. Bilmediği şey çocuğun katil olduğudur. Tenma, yetişkinlik hayatına geçtikçe işlediği cinayetleri arttıran ve (bunu garip bir intihar biçimi olarak görüyorum) onu tanıyan kim varsa öldürmeye çalışan bu çocuğun suçlarına karşı sorumluluk duyar. Bu sorumluluğu üstlenmesinde sadece hayatını kurtardığı çocuğun seri katile dönüşmesi mi etkiliydi? Katilin çocukken, şehrin yöneticilerinden birinin hayatını değil bir çocuğun hayatını kurtarmaya çalıştığı için (çünkü şehrin valisi kurtarılamamıştır) doktorun meslek hayatını kaydırmaya çalışanları zehirli şekerle öldürmesinin bu suçu üstlenmesinde payı yok mudur? Bilmiyorum.
Pavel Smerdyakov, işlediği cinayeti Dimitri’nin üzerine kalacak şekilde ayarladı. İvan’ın fikirlerinden etkilendiğini ve hatta İvan’ın bunu kendisinden ima yoluyla istediğini söyledi. Sonunda da yargılanmalardan sonsuza kadar kaçacak bir yol buldu. En sonda yaptığı o malum hareketinin vicdan azabı sebebiyle yapmadığından eminim. Öyle olsaydı eğer çaldığı parayı kanıt olarak İvan’a vermek yerine suçunu bizzat kendisi itiraf ederdi.
Oedipus ise kaçmaya çalıştığı kendisi için yazılmış olan yazgıyı yaşadı. Babasına edilen lanetin acısını çekti. Ve bilmeden babasını öldürdü. Bilmeden evlendiği kişinin annesi olduğu ortaya çıktı. Ancak, kendisini suçlu olarak gördü şehrinin vebaya tutulmasından ve tüm bu yaşananlardan. Suçunu kabullenerek cezasını kendi elleriyle kendine uyguladı.
Doktor Tenma, iyi niyetle ve ‘Her hayat eşittir.’ diyerek şehrin yöneticisinin hayatını değil bir çocuğun hayatını kurtarmayı seçti. Çocuğun seri katile dönüşmesinin sebebi o değildi. Johan Liebert o hastaneye düşmeden çok önce insan hayatını bir deneye çeviren ve bu deneyi çocukların üzerinde uygulamaya başlayan insanların eline düştüğünde seri katile dönüşmeye başlamıştı. Annesine, zorla ikiz çocuklarından birini seçip bize vereceksin denildiğinde (evet az önce büyük bir spoiler yediniz afiyet olsun) ve annesi onu uzattığında içindeki kötülük, bu büyük korkuyla uyanmıştı. Ama Tenma, Liebert’in kafasında bir mermiyle hastaneye geldikten sonra işlediği ve işleyeceği bütün cinayetlerin sorumlusu olarak kendini gördü. Ve suçunu kabullenerek cezasını Liebert’i öldürmek olarak belirledi. Avrupa şehirlerini gezip durdu peşinden. Ve en sonunda evladını korumaya çalışan sarhoş bir babanın kafasından vurduğu Liebert’i kurtarmak için ambulansa binmeyi tercih etti.
Bence gelecekte Karamazov Kardeşler üzerine çalışma yapacak olanların, Smerdyakov’u daha ayrıntılı incelemesi gerek. Sanatın her dalında karşımıza çıkan ‘suçunu kabul edip cezasını üstlenmek’ temasına uygun diğer karakterlerle de karşılaştırarak. (Evet, yazıyı Suç ve Ceza romanından bahsetmeden bitiriyorum. Çünkü Raskolnikov hakkında yazılacaksa unuttuğumuz suçlar hakkında yazılmalı. Raskolnikov neden kiracısıyla birlikte üvey kız kardeşini öldürdüğünü unuttu? Raskolnikov romanın ilerleyen kısımlarında bu unutuşu sorguladı. Peki biz okurlar olarak neden unuttuk. Kimse öldürülen tefecinin üvey kardeşinden söz etmiyor.)