Perdeyi aç ve izle olanı
Olan biten bu aklımdan geçen sesler enkazı
bin yığın nar taneleri altında
sessizliği doğuran gecenin sabahında,
gözyaşları bir sel gibi akıyor dudaklarından.
Camın pervazından gecenin öte kıyısına bakıyor,
bakıyor ve dalıyor rüzgârın adını bilmediğimiz o yere.
Silip götürüyor rüzgâr güneşi silkeliyor omuzlarından
Adımını atıyor yüzüne vuruyor soluk bir güneş.
Sular seller duyuluyor kulaklardan hıçkırıkları kendine
Duyuluyor serçenin sesi adımlarında
Kıpır kıpır içinde neşesi,
kalbine eş yüreğine taşıdı serçe o sesi.
Punica granatumu sepetinde birer birer sayıyor bak,
ayıkladığında her nefesi ellerinden kopkoyu kókinolar dökülüyor.
Aman bir facia bu ellerinde yine kan kırmızı nar taneleri
İlmek ilmek dokuduğu toprak dantelleri
kuruttu gece o soluk güneşte.
Beklediğinde rüzgâr usulca soracak kuşlara
Onlar çiçekleri suladığında asla burada olamayacaklar
Adımlarını soracaklar kanat çırpışlarında
Bak bir ses duyuluyor uzaktan güneşli bir gecede vuruyor,
kuş beni soruyor silik mavilikte arıyor
bir iki bakıyorum ve diyorum yüzüne
Sonbahar kuşları kaybetti yine yolunu.
Göksu Uzunoğlu
