adamın ıslıkları kulaklarıma yapışıyor
annenin iniltilerine
karışıyor
sesler sancılı
kana bulanıyor bebeği
cana susuyor ruhları öncekilerin
şimdi feneri onun baş aşağı
başımdan aşağı
buluyor
pardesümün çamurlarını
yiyen inilti
pabucumun bağını
belime dolayan kaldırımlar
suluyor ve susuyor
insanın bakışları insanda bitiyor
kaçırışları gözlerini
susmağa itiyor
nefesimi
ısır ısır ilerleyen tekerlek
kordonumu eziyor
annemi özlüyor saçlarım
bir kızın kararlılıkla
yalnızlığını örtünmesi
hangi dinin şartı
canımın bakaraktan
perdesini çekişi
volontaires durağı
ufakça salınışı ayaklarımın
hızıyla trenin
şimdi fısıldanan ayet
muğlak bir zamanın
mânasına dokunuyor
bulanınca midem
isyanımın yörüngesi değişiyor
güllerim eğilip seriyor karnını
solmaya
saçlarım benim, dallarımın yaprağı
gözlerim, gövdesi ağacımın
köklerim kalbim
bulanınca midem
yaprak döküyorum gülerekten
gövdeme yapışan çam sakızları
çocuklara hediyem
ne zaman ki göğün kırlangıçları doğum
yapar
o zamandır sancısı kadının
susar
ninniler dolar susmağına
sonra o masal
annemin anlattığı
benim 20’lerimde bile
anımsadığım
o masala bir kurdele
bugüne atfen
berivan menekşe
