Yukarı

boşunadır kendinden dışarıda bir amaç uğruna direnmek. toprak kaymasıdır dünya. karşı koyan bir taş parçası sadece hız verir büyük kayalara. taşlar birleşseler de çakıl oluşur olsa olsa. yine de kaygılanır insan, toptan yuvarlanışı gördükçe. kaygının güzeli ise acıya değil öfkeye dönüşendir. öfkelenmek doğadandır. ancak, rüzgara veya dallara değil kendi damarlarına öfkelenir bir yaprak. yeni damarlar fışkırtmak ister öfkesi kendinden dışarıya.

dökülen yapraklar fark edilir sonra. sonsuza yönelen öfkenin geçici sınırlarını çizmektedirler. korkuyu çağırır ölüm bilgisi. oysa bulutlar yağmur başlamadan bilmektedir tesellinin kıymetsizliğini. bulut olamaz kişi, uslandırmaya çalışır kendini ölümle. erdem öğütler kendine. ölene kadar erdem. buna rağmen, sarsılıp akıllanmayacağını ve yok oluşuna koşacağını söylemelidir yuvarlanan taş. gitmekte olduğumuz uçurumun farkındayım, demelidir. ve küfreder. küfrettikçe çoğalır asıl sevgi. kırıldıkça açılmaya başlar renkli yolları kendinden geçmelerin. sivri yerleri ufalanır taş parçasının, ortasına hapsolmuş özü görünür kılınmıştır. yaprak alevlenir, bulutun kavrayışına erişmiştir döküleceği sırada.

Please follow and like us:
Enes Kurnaz

Enes Kurnaz

1992 yılında Sakarya’da doğdum. İlköğretimi ve liseyi Antalya’da tamamladıktan sonra Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne gittim. Şu an Antalya Barosuna kayıtlı bir avukat olarak çalışmaktayım. Yaklaşık yedi senedir şiir ve öykü yazıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir