Üşüyorum yarım kaldım.

Ya diğer yarım kalanlar…

Yarım kalan, tamamlanmayan aşklar ne olacak?
Yarım kalacaklar, çünkü tarih hep kavuşamayanları yazdı…

Yavaş yavaş üşümeye başladım. Terliyorum ama üşüyor gibiyim. Bilmiyorum. Sanırım daha fazla dayanamayacağım. Çok acıyor çünkü. Heh işte sandalım da geldi. İndi içinden ölüm, yavaş yavaş geliyor bana doğru, görebiliyorum. Filmlerde anlattıkları kadar kötü de değil gibi. Gülümsüyor bir kere. Bize hiç ölümün gülümsediğinden bahsetmediler. Hep asık suratlı, ağlamaklı bir yüz ifadesi var diye biliyordum. Size bakınca çok korkuyormuşsunuz. Doğru aslında korkuyorum, ama ölümden değil. Bir sürü yeni kitap yazılacak ve o sarımtrak sayfaları mis gibi kokacak. İnsanlar kelimelerin arasında kaybolacak ama ben, ben hiç koklayamayacağım o sayfaları. Yenileri bırakın daha bir sürü okuyamadığım ama okumayı planladığım kitaplarım vardı, onları bile okuyamayacağım. Ah be keşke ‘daha zamanım var okurum’ dediğim Tutunamayanlar’ı okusaydım. En azından bir başlangıç yapsaydım içimde kalmazdı. Bak kitap dedik de dertlendim, bir de bunun şiiri var. Bir sürü yeni şiir yazılacak. Genç şairler kalbi ile beyni arasındaki bütün kelimeleri sayfalara döküp şiir yazacaklar ve ben onların hiçbirini okuyamayacağım. En sevdiğim, her aklıma geldiğinde gülümseyerek okuduğum satırları son bir kez size okusam ya.

Aysel git başımdan ben sana göre değilim,
ölümüm birden olacak seziyorum,
hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim.
Aysel git başımdan seni seviyorum.

Çağan Irmak’ın film replikleri gibi veda ediyorum değil mi size? Sahi Çağan Irmak ta yeni filmler çekecek değil mi? Ama ben onları da izleyemeceğim. Onur Ünlü ve Haluk Bilginer kim bilir daha kaç film projesinde bir araya gelecek. Bu adamlar da beynimi yakıyordu be. Ne anlattıklarını anlayana kadar film bitiyordu ama beni çeken yönü buydu zaten. Tamam biliyorum onlara da elveda diyeceğim. Yeni filmler, yeni şarkılar ve yeni kitaplar… Hiçbirini göremem. İşte ölüm kötü yüzünü yavaş yavaş göstermeye başladı bile. Hadi bunlara da eyvallah be. Ama ya ailem. Annem en güzel yemeklerini kime yapacak bundan sonra? Ulan bak tam da yeni arabaya almıştık, ehliyet falan alıp annemle her yere gidecektik. Neyse abim gezdirir annemi, kafasını dağıtsın, pek yokluğumu hissetmesin diye. Onlara emanet ediyorum annemi. Çok yaklaştı ölüm ve yaklaştıkça da filmleri doğrular yönde kötüleşmeye devam ediyor. Altı yaşımdayken böyle sapsarı saçları olan bir sevgilim vardı. Ne yapıyordur acaba şimdi? Ölsem aklıma gelmezdi bu durumda onun gözümün önüne geleceği. Doğru ya ölüyorum zaten. Daha evlenecektim ben be. Bir kız çocuğum olsun diyordum hep, olmadı işte. Yarım kaldı bu isteğim de. Peki ya diğerleri?
Ya diğer yarım kalanlar… Yarım kalan, tamamlanmayan aşklar ne olacak? Ölüm artık yanımdaydı. Kulağıma doğru eğildi ve fısıldadı… Yarım kalacaklar, çünkü tarih hep kavuşamayanları yazdı…
Elimden tuttu ve sandala bindik. Gidiyoruz…

Please follow and like us:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir