Şiirbaz ile Söyleşi

Merhabalar, öncelikle söyleşi teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. 2020 yılındaki tüm sayılarımızda şarkılarında çeşitli meselelere değinmekten imtina etmeyen rap icracılarıyla söyleşi yapma hedefimize sayenizde bir adım daha yaklaşmış olduk. İlk soruyla başlayalım, bilmeyenler, tanımayanlar için, ‘’Kim Bu Şiir?’’

Selamlar. Davetiniz için ben teşekkür ederim. Bu inanılmaz klişe giriş için tüm okurlardan özür diliyorum. Lirisisttir, sözün kıymetine inanır. Prodüktördür, eski hisleri kesip, harmanlayıp; yeni bir çığlığa dönüştürmeyi sever. Nihayetinde insandır, yıldız tozudur, daha azı ya da fazlası değil.

İfade Özgürlüğü’nden sonraki işlerinizde müzikal tarafın etkisinin önceki işlerinize göre daha yoğun olduğu düşünüyoruz. Bu konuda neler söylersiniz?

Katılıyorum. Zira ”İfade Özgürlüğü” albümü öncesinde insanlar iyi bir lirisist olduğumu hali hazırda zaten düşünmekteydiler gözlemlediğim kadarıyla; fakat ben hala bir lirisist olarak potansiyelime ulaşmanın çok uzağında hissediyordum. Bunun yanında daima kendi işlerinin prodüksiyonunu ”derdini anlatabilecek kadar” yapan biriyken, o albüm sürecinde çok fazla sound çalıştım ve bu ”daha deneysel” süreçte beni bir lirisist olarak potansiyelime ulaştıracak soundları kafamda aşağı yukarı oturttum. Hala çok yolum var.

Her ne kadar önceki soruda işlerinizin müzikal tarafının öncesine göre yoğunlaşmış olduğunu belirtsek de lirikal yanı çok güçlü olan şarkılar yapmaya devam ediyorsunuz. Kendini ilgiyle takip ettiren müziğiniz, bugün ülkemizde nitelik ve bağlam görmezden gelinerek ‘’trend’’ olmanın önem kazandığı dönemde sizce keskin bir ayrımda mı?

Güzel düşünceler için çok teşekkür ederim. İnsanlardan bunları duyabilen bir avuç lirisistten olmak ayrıcalıklı bir nimet. Ben, bu durumu kendi adıma pek umursamıyorum açıkçası. Zira senelerce tırnaklarımla çok kazıyarak hak edilmiş bir şımarıklık konforunu inşa ettiğimi düşünüyorum. Trendleri umursamayan, yaptığım şeyi destekleyen bir kemik kitlem oluşu ve bugüne dek yaptığım müziğin haklarını hiçbir şirkete vs. satmayışım, telif haklarıma sahip oluşum dolayısıyla arkama yaslanıp ”umrumda değil ya, ben sevdiğim gibi yapıcam”diyebiliyorum.

Fakat hem faturalarını bu işle ödemek, hem de trendlere köle olmadan sevdiği şeyi yapmak isteyen koca bir jenerasyon var ve maalesef bu durum o çocuklardan çok ”kendine has” olanların parlamasını ve sivrilmesini şüphesiz zorlaştırıyor. Zira müzik endüstrisi de diğer her endüstri gibi daha az vakit isteyen ve daha kolay pazarlanabilen şeylere yatırım yapıyor. Ama internetin hayatımıza bu denli etkin girmesinin pozitif yanlarından biri; artık Kumkapanı kafası tekellerin işlemini fazlasıyla yitirmiş oluşu. Şu an müziğinizi dünyaya ulaştıran bir dijital platforma ulaşmak için (eskiden bu kasetini rafa koymak olurdu) bir müteahhite albümünüzü dinletip, onayını almak zorunda değilsiniz. Dolayısıyla arkanızda sizi listelere sokacak, kliplerinize bot basacak bir şirketiniz, bütçeniz vs. olmayabilir; yine de bu müziği ”zor yol”a da göğüs gerebilecek kadar seven birkaç istisna zihnin bunu aşabileceğini düşünüyorum. Çok uzun cevaplar olduğunu biliyorum, fakat insana ve hayata dair hiçbir şey siyah ve beyaz değil; dolayısıyla tüm renkleri olabildiğince ifade etmeye çalışıyorum, idare edin.

Geçmişte yaptığınız şarkılardan herhangi birinde, şu an ilgili konu hakkında öyle düşünmediğiniz bir yer ya da en ağır tabirle, müzik hayatınızın şu ana kadarki kısmında bir pişmanlığınız var mı?

Şüphesiz. Özellikle çok cinsiyetçi, zengin düşmanı, yobaz, ırkçı, inanılmaz yüzeysel bulduğum birçok söylemim var; ama insanlar şunu anlamalı, ben o zamanlar mahallesinin dışını görmemiş, 18 yaşında bir çocuktum. Daima muhafazakar çevrelerde büyüdüm, karşıt fikirle tanışmam, anlamam çok zaman aldı. E bir de ergenlik dönemi hormonları nedeniyle gereksiz öfke falan. Ama bir şekilde geçmişimle barıştım. Kendimi mental olarak da anahatlarımla tanıdığımı düşünüyorum 25’imin ortalarında. Fakat geçmişimle barışsam da geçmişte olduğumdan çok uzaktayım; olabilecek her anlamda. Tam da bu yüzden çok yakında ”Şiirbaz” ismini bırakıyorum. Yolculuğuma ”Şiir” olarak devam edicem.

Sanatın herhangi bir dalıyla uğraşan kişilerden bazıları, ‘’ünlü’’ veya en azından bilinir olmayı anaakımda olanla uyuşmuyor olsalar bile isterler. Bu yolla söylediklerinin daha değerli hale geleceğini veya anaakımın mantığını değiştirebileceklerini düşünürler. Daha geniş bir kitleye hitap etmenin artı ve eksi tarafları neler sizce?

Açıkçası bu şöhret meselesi hiç umrumda olmadı. Benim ana motivasyonum daima kendimi ifade etmiş hissetmekti; dolayısıyla pek kişisel bir bağ kuramıyorum, ama gözlemlediğim kadarıyla pozitif yanları işlerini daha kaliteli bi hale getirmek adına elinde bir bütçenin oluşu olabilir. Şüphesiz daha iyi yaşam standartlarına sahip olmak vs. Negatif kısmınınsa artık her kesimden insanın gözü, kulağı sende olduğu için otosansür uygulamak olduğunu düşünüyorum. Günümüz Türkiye’sinde ister istemez durum bu. Eskiden çok ”biz bize”ydik. Bi rapçi, bizim asla katılmadığımız bir şey söylediğinde dahi bu tartışma kültürün içinde yapılırdı; şimdiyse sevdiği rapçileri ihbar edenler var, bu değişimi göz ardı edemeyiz. Biz de insanız ve süper kahramanı oynamak zorunluluğu hissedilmemesini anlıyorum. Özellikle de boşu boşuna olduğu pek aşikarken.

Müzik hayatınızın en başından beri -en azından tanık olduğumuz süre boyunca- şarkılarınızda hep bir ‘’hiphop’’ vurgusu yer aldı. 2016 ve öncesinde şarkılarınızda bu hiphop vurgusunun yanında daha dolaysız bir politik söylem varken, sonrasındaki dönemdeki işlerinizde bu dolaysız politik söylemin seyrelip hiphop vurgusunun yoğunlaştığı söylenebilir mi?

Kesinlikle. Bu çok iyi gözlem için tebrik ve teşekkür ediyorum. Eskiden hiphop benim için mesajımı iletme aracıydı, şimdiyse hiphop mesajımın ta kendisi; zira hiphop inandığım, takip ettiğim, hissettiğim tek ”görüş”. Geçenlerde Şamil’le konuşuyoduk bunu. Sağ olsun gardaşım benim fikirlerimi çok kıymetli bulur, ben de şüphesiz onunkileri. Mesajın kendisi mesaj değildir. Sanatçının görevi ”kadına kalkan eller kırılsın”ımsı bir slogandan ziyade ”kadına kalkan eller kırılsın”ı daha önce kimsenin söylemediği gibi söylemektir. Aksi halde hem sanatın, senin baktığın pencereden hiç bakmamış biri ciğerinden kavrayıp ”bi de böyle bak!” deme gücünü yitirmiş ve yalnızca kendi mahallemize papağan gibi aynı şeyleri tekrar etmiş oluruz; hem de sanatı değil, mesajı satmaya başlarız. Bu da şüphesiz zamanla müziğin içindeki mesajın ticari kaygılara kurban gitmesine ve samimiyetini, önemini kaybetmesine neden olur ve bizler birer rapçi değil, politikacıya dönüşürüz. Müziğin içine serpiştirilmiş mesaj, mesajın etrafına dizilmiş müzikten daha güçlüdür.

Dijital müzik platformları bu kadar yaygın değilken dinleyicilerle temas halinde olmanın en etkili yolu mc’lerin kendi albümlerini cd olarak basıp, özel buluşmalar veya kargo aracılığıyla satışını gerçekleştirmesi ve imza günleri düzenlemesiydi denilebilir. Önümüzdeki süreçte arşivciler için albümlerinizi cd olarak basma planınız var mı?

Şüphesiz. Zira ben sevdigim rapçilerin cd’lerini almak için para biriktirerek büyüdüm ve o hissi çok seviyorum. Sevdiğim o rapçilerin çoğuyla şimdi aramda bir sevgi-saygı ilişkisi var ve ben hala o küçük hayran çocukmuşcasına ellerinde cd, afiş görür görmez kapıyorum:) Geçenlerde Onur Abi’den (Kayra) kaptım imzalı bir afiş. Dolayısıyla beni dinleyen özellikle genç insanların da bu hissi yaşamasını istiyorum zahmetli ve pahalı olsa da. Bir şeyleri ayakta tutmak olarak bakıyorum. Bir de nedense ben cd bastırmadığımda albüm çıkarmış gibi hissetmiyorum. Bahsedilen dönemde kazandığım garip bir alışkanlık olsa gerek. ”Yalnız İkilemler” albümünü bitirir bitirmez cd’leri rafa diziyoruz.

Yeni işler var mı diye sormuyoruz çünkü üretken bir MC’siniz, illa ki vardır. Özel olarak bahsetmek istediğiniz yeni projeleriniz neler?

”Şiir” ismiyle yayınlayacağım, hayatımın geri kalanının ilk adımı olan yeni albümüm ”Yalnız İkilemler”. Daha önce yaptığım her şeyin, her anlamda gömlek gömlek üstünde bir iş olmaya doğru ilerlediğini tüm samimiyetimle söyleyebilirim. Henüz yarılamış hissediyorum, ne zaman bitmiş hissederim bilmiyorum. Şimdiden albümün bu yarısında bana Necip Mahfuz, Heja, Kayra, Cansu Türedi ve Maestro eşlik ediyor. Heja ve Kayra’nın bana eşlik ettiği ”Babam Ve Kırık Oyuncaklar” isimli üçüncü parça… Rapçi kimliğimden sıyrılıp, bir müzik hayranı olarak baktığımda göğsümü gere gere son on senedir dinlediğim en hiphop şeylerden biri olduğunu söyleyebilirim. 2021’in başında albümü bitirmiş ve sahnelere dönüp yine insanların gözlerine bakıp onlarla muhabbet ederken cd imzalamaya dönmüş olmayı umuyorum. O vakte kadar dinleyici arkadaşlardan ”albüm nerde?” falan gibi gazlamalar yapmamalarını rica ediyorum. Albümün sadece bu yarısını bitirmek sekiz ayımı aldı… Daha önce hiçbir şeye bu denli odaklandığımı ve kendimi adadığımı sanmıyorum. Geçenlerde Kayra’yla konuşurken ”senin albümlerinin rafına koyulabilecek bir albüm yapmaya çalışıyorum abi” dedim, motivasyonum bu. Bazen ”ulan en azından Babam Ve Kırık Oyuncaklar’ı yayınla” falan diyor içimdeki sabırsız ses, elim ayağım titriyor ama sabretmek ve yapabileceğimin en iyisi yapmak istiyorum. Sonunda arkama yaslanıp, ”işte bu benim albümüm” diyebilme hissini yaşamak istiyorum.

‘’Fanzin’’ kavramı ve Türkiye’de çıkan fanzinler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Eskiden beri sık sık takip ediyorum. Sizin fanzini de Araftafaray’da bolca görüp, arada sayın Caka Yalınız (the legend) hatırlattıkça mutlaka eve götürüp, okuyorum. Özellikle ”yeraltı” kültürünü takip etmenin ve yaşatmanın önemli bi aracı olarak görüyorum ana akım medyanın her anlamda hükmeden ve popüler olan tarafından zapt edildiği böyle bir dönemde. Emeğinizi takdir ediyorum, zira yaptığınız, benimkiyle çok benzer. ”Özgür yazayım da, gerekirse on binlerce de satmayayım”ı çok kıymetli bulurum. Ama kendim için de, siz ve diğer fanzinler için de hem özgür yazmayı, hem de on binler satmayı mümkün bulduğum günler görmeyi dilerim bu memlekette. Umarım.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Davet için çok teşekkür ederim. Müziğimi cebinden, vaktinden ayırarak destekleyen bi avuç insana şükran! Aileme, dostlarıma, sözü geçmişken abim Caka Yalınız’a da. Hiphop kalın.

Please follow and like us:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir