Sahne Senindir, Işık Değil…

Her gece yarısı kapatıyorum ışıkları
Büyük bir istikrarla yapıyorum üstelik her gece yarısı
Şehirlerarası otobüs yolculuklarına çıkacağım birkaç gün sonra
Cam kenarına oturacağım ve kendi yalnızlığımda boğulacağım
Ağlamaktan utanmıyorum nicedir
Bu yüzdendir her gece yarısında kapatırım ışıkları
Henüz ölmemiş babamın cesedine bakar bakar dalarım
Yol kenarlarında bir tren gibi akıp giden ıssız dağları anımsarım
Ucuz bir korku filminden hatırladığım
Gece yarıları kapanırken ışıklar
Masallar biterken ve son tütsüler de tükenirken evlerde
Uçsuz bucaksız uykulara dalmak istersin ki yaparsın bunu.
İçimdeki boşluğu ve kanayan yarayı bir an olsun unutmak
Yalnız bu yüzden, belki yalnız hem de çok yalnızken
Kapatırım ışıkları
Damarları dışarı çıkmış ellerimi öpüp koklarım
Ani frenle kalbime saplanan cam kırıklarını toplarım
Boğulurum da ben gene kendi yalnızlığımda
Unutmam göz çukurlarımda kalmış baharın esintisini,
Nefesini sonsuzun ve otobüs muavinlerinin uykusuz gözlerini
Unutmam
Bu sebeple ışıkları kapatırım hiç aksatmam
Balkon demirlerinde sallanan babamın cesedini anımsarım,
Varoluşun kısır döngüsünde bir mengene gibi sıkışıp kalırım
Boşlukta bir terminalde şiirler okur, kimsesiz ve orta yaşlı bir adam gibi fesleğenleri okşar ve
Işıkları kapatırım
Spermlerimdeki şirin bir denizin dalgalarını ruhumda duyumsarım
Yıkarım ellerimi öpüp koklamak için tekrar ve tekrar
Toplanmıştır vasat yaşam öyküleri bavullarda insanoğlunun
Bknz: parçalanmışlığın kitabını okuyor çirkin ve bakımsız bi kadın
Güzelliğin dezavantajlarından yararlanıyor kendince
Işıkları söndürmeye gücü bile yetiyordur belki de
Hangi gözyaşı dökülmüyorsa biraz biraz meyhane fenerlerine,
Eksik değil midir?
Kontrolünü kaybettiğinde ve unuttuğunda kendini çokça
Hangi kahkaha tufanında boğabilir tanrı seni, kendi tanrısızlığında.
Sahi? Ne istiyorduk ve kimi bekliyorduk?
Otobüs durağı, tren garı ya da karanlık bir yol kavşağı
Fark eder miydi? Bilmiyorsak ve unutmak istiyorsak kendimizi
Yakışıklı ve esmer tenli hangi yabancı koparabilirdi kalbindeki menekşeleri
Ve hangi esmer ve yakışıklı tanıdık bir insanoğlu havlayabilirdi kendi korkusundan kalbinin bahçelerinde yaban otlarını temizlemek için
Sessizliğe alışmalı ve insan duyarken kendisini siyah beyaz desenli bir at gibi koşarken çatlamalı
Söndürmeli ışıkları, nefes alabilirse gündüz ve geceleri.

Please follow and like us:
Türkeş Kurban

Türkeş Kurban

Sizi yazıyorum. Birinizi değil hepinizi, hepimizi… Tüm elbiselerden sıyrılıp çırılçıplak oturdum, kalem elimde neşter, vicdanımı kesmekten ve yazmaktan başka bir şey gelmiyor elimden. Yazıyorum ve balıklara atıyorum…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir