Portakal Orda Kal 1!1!1!

İyi geceler Anne!

İyi geceler Baba!

İyi geceler erkek kardeşim!

İyi geceler kızım!

İyi geceler kız kardeşim!

İyi geceler kızım!

Odadan karanlıkta gelen sesler bunlardı. Ufak ufak pencereden giren rüzgârın uğultusu hariç. Hava çok sıcak sayılmazdı. Sanırım -236 dereceydi. 236 sayısını sevdiğim için bunu pek sorun etmiyordum. Sayılar arasında ilişki kurunca sayılar da gayet anlamlı oluyordu. Uyumadan önce kurduğum son anlamdı bu. 2 ile 3 ü çarparsan 6 olur. O gün daha çok 6 oluyordu iki çarpı üç. Bazen aynı işlemi her yapışımda farklı sonuçlar çıkardı ama bu sefer emindim. Teşekkürler eski matematik öğretmenim. Eski çünkü öldürüldü. Hüznümüzden bir daha sınıf olarak okula adımımızı atmadık. Üzüntüm geçince belki dönerim geri ama tekrar alışmanın kolay olacağını düşünmüyorum pek. Sonuçta gitmeyeli 2 seneden fazla oldu. Arkadaşlarımdan da bazıları öldürüldü. Azılı katiller var etrafta dolaşan. Arkadaşlarımdan öğrendiğime göre öldürmeden önce acıtasyon ve şirinlik yapıp en az aile üyeleri kadar normal davranıp ona göre öldürüp öldürmemeye karar veriyorlarmış.

A evet bunu duyduğuma sevinmiştim. Müdahale edebilecek bir ortamım olursa canımı kurtarabilecektim. Duyabildiğime zaten genel olarak seviniyordum. Aksi taktirde zaten arkadaşlarımın olmasının bir anlamı olmazdı, onlardan yararlanamazdım. Arkadaşlığın zaten başka işlevi olduğunu da düşünmüyorum. Sağır bir tanıdığım var onun adına üzülüyorum bazen. Mesela o asla haber alamıyor arkadaşlarından. Ben bile ona bu konuda bilgi vermek isterdim, onun ölmesini çok istediğim söylenemez ama şimdi kalkıp da gitsem yanına işlevi olmayan bir hareket yapmış olacağım. Belki de bu yüzden hiç arkadaşı yoktur. Bir gün gelip de biri kapıyı çalsa ve dese ki;

Merhaba bayan, otomatik kardeşim fenalaştı da acaba yardım çağırmak için telefonunuzu kullanabilir miyiz?
O da arkadaşından katillerin bu cümleyle işe başladıklarını arkadaşından duymamış olacağı için masumane bir hareketle o kapı kolunu çevirirse onu da öldürecekler.

Ama tabi önce kapıyı duyması lazım.

Evet benden daha güvende. İstese de asla kapıyı açamayacak çünkü. Bununla mutlu olmayı öğrenmek zorunda. Bir gün bunu ona söyleyeceğim.

Kapı çaldı.

Kim o?

Merhaba bayan, otomatik kardeşim fenalaştı da acaba yardım çağırmak için telefonunuzu kullanabilir miyiz?
İçimden müdahale etmem gerektiğini geçirdim. Annemin, babamın ve kardeşimin hiç arkadaşı yoktu. Onlar her şeyi haberlerden öğreniyorlardı. Haberlerde çıkan spiker hatun da zaten suç ortağı imiş. Bana bunu da arkadaşlarımdan biri söyledi. Ne yazık ki müdahale etmek için çok fazla yorgundum. Gözlerim kapalı uyumaya çalışmaya devam ettim.

Baba kalın sesiyle “Açamayız. Geceleri yabancılara kapı açmanın çok tehlikeli olduğunu haberlerde söyleyip duruyorlar.”

Anlaşılan babam başka kanal izlemeye başlamış artık.

Kalınlaştırılmaya çalışılmış sesiyle kardeşim “Evet evet evet evet son zamanlarda etrafta kaçak katiller dolaşıyor.”

“Evet kapıyı açmamakta kesinlikle haklısınız ama biz de zaten o kaygıyla yardım çağırmamız gerektiğini düşündük. Orman çok tehlikeli. Eğer dostumu burada, ormanda bırakıp da yardım getirmeye gidersem muhtemelen ben gelene kadar öldürülmüş olur. Onun düşkünlüğünden yararlanmak isteyenler olacaktır. Ama beraber hareket edemeyeceğimiz kadar da dubadır kendisi, onu taşıyamıyorum ve zaten o da yürüyemiyor. Lütfen sadece telefonunuzu kullanmak istiyoruz.”

Anne yavaşça kapıyı açmaya karar verdi sanırsamsa.

İçeri 3 oğlan çocuğu girdi. Birinin saçları yeşil kokuyordu. Diğerinin bir kolunun olmadığının kokusunu almıştım. Diğeri de zaten haddinden fazla şişkoydu gerçekten. Her taraflarına süt döküldüğünü hissettim. Bu bozuk süt kokusu beni mahvetti. Normalde hiç sevmediğim 9. Senfoni dinleme isteği uyandırmıştı bende. Rüyamda 9. Senfoniyi görmeyi istedim o an. Keşke müzikler ve sesleri yayvan şekillerde görebilseydik dedim. Bu geceki projem buydu. Rüyamda müzik izlemeye karar verdim.

Dördüncü olarak baygın birinin getirilmesini, en kötü ihtimalle gelmesini ummuştum ama yoktu. Belki de o yürüyemeyecek kadar şişko olandır daha üst seviyedeki şişko, o duba olan. Ama kapı açılınca heyecandan iyileşivermiş olması ve o bence zaten haddinden fazla şişko olanın mevzubahis kişinin zaten bahsedilen baygın kişi olması da olabilecek ama olması çok da normal olmayan bir şeydi. Olsundu. İçeri girmişlerdi bir kere.

Sabah erken kalkmalıydık hepimiz. O üç oğlan kokulu ekşimiş süt, tek odalı evimizin mutfak olarak kullandığımız köşesine gidip kendilerine birer portakal ayıklamaya başlamışlardı. Önce kabuklarını sonra içini yediler. Kokularını alıyordum ama hala gözlerimi açamayacak kadar bitkin hissediyordum. Anne de yatağına kuruldu ve herkes uykuya dalmaya mental olarak hazırlanmışken onlar da portakallarını bitirmiş, yorgun düşmüş, bizim hemen arkamızdan yere kuruluvermişlerdi. Kısa bir sürede uyuduklarını umuyorum. Misafirlerimizi rahat ettirmek hoşumuza gider.

Gözümü açtığımda odada bir tek ben vardım. Gözlerimi kapattım. 9. Senfoni.

Gözümü açtığımda odada ben de yoktum. 9. Senfoni. Hala gözümü açamamış olduğumu düşündüm. Hayır o iş öyle değildi. Biri beni yataktan aşağı çekti ve düşürdü. Tepki veremeyecek kadar uykuluydum hala. Ekşi süt kokusu ve 9. Senfoni!

Üç oğlan da 9. Senfoni kokulu ekşimiş sütlerdi! Yeşil saç kokusu inek yemlerinden. Geçen gün yediğim et, kopuk kol. Şişkoluk. Şişkoluğun tek açıklaması “seni daha iyi yiyebilmek için!”.

PORTAKAL. ORDA KAL.

Please follow and like us:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir