Kendime Sorgu

Yine tasvir ve etkin bir güçten cok, sezgiye ve belirsiz bir arzuya yer veren bir dünya bu diye düşünmeden edemediğim bir akşamdayım. 
Ne yapacağımı bilmiyorum ve bununla birlikte ne istediğimden de emin olduğum şüpheli.
Belki de sonsuzluğa uzanmak istiyorum ve kendi sınırlarıma çarpıyorum.
Ön yargılarımdan bahsediyorum.
Benim, başkalarına karşı sergilediğim tavır.
Şüphe ve güvensizlik (sevme ve sevilme korkusu).
Neden şüphe ve güvensizlik iç organlarıma kanser gibi nüfuz etmis? _hızlı ve sancılı_
Bu benlik inşa sürecimle mi ilgili yoksa ben gerçekte de bu muyum?
Kendi çizdiğim sınırlarımın ötesine geçemeyecek de olabilirim hayatim boyunca ve bu benim yaralanmamı mı engelleyecek yoksa asıl yaram bu mu?
Duvarlarım git gide küçülüyor belki de.
Bir süre sonra kendi bilinç altım yine kendim mi olacağım?
Her şey gayet saf bir şekilde, ne hissettiysem ve hormonlarım ne diyorsa, bunları yerine getirmek için bile düşünecek hale mi geleceğim? 
Hatta kalbimin çalışmasına kendim yön verebilecek kadar kendi içimde mi kalacağım _ve sonrasında duvarlarımı kemirip intihar mi edeceğim_ ?
Her nasıl olursa olsun bu benim mahvıma sebep olacaktır.
Ve ben bunu her aklıma getirdiğimde _ki çok sık olur bu durum_ ne yazıktır ki daha o hale gelmeden ve o ruh halini henüz bilmeden oldukça mutlu ve huzurlu olmam gerektiği halde Penelope’ nin öküzlerini ve domuzlarını kesip parçalayarak kızartan heyecanlı talipleri kadar bile coşkulu hissedemiyorum. 
Hiçbir şey umurumda değilmiş gibi davransam da aslında hepiniz biliyorsunuz ki her şeyi kafamda kat trilyonar kez bile döndürüyor olabilirim. Ya da o düşünceler beni kat trilyonar kez döndürüyorlardır kendi etraflarında. 
Güvensizliğim beynimi çok meşgul ediyor. 
Belki de “nasıl düşündüğümü” o kadar çok kafaya takmışımdır ki hayatımın “güven duymaya çalışmak” kısmını atlamışımdır veya atlıyorumdur _şu an da dahil olmak üzere_ .
Kendimi bilmediğimden eminim. Kendimi dinliyor ama inanmıyor gibiyim. 
Ne yolumu ve çizgimi bulabiliyorum, ne de başkasının bulmama yardım etmesine fırsa tanıyorum. 
Kendimi kendi içime saklıyorum ve savruluyorum. _boşlukta savrulan göktaşı misali_
Bir gün başkalarının hayatlarında bir şeylere yol açar mıyım acaba? 
Mutlu etmek isteyip edemediğim mutlu insanlar görüyorum.
Ama umursamıyorum.
Ruhumdan bihaberim galiba.
Mutlu etme ve mutlu olma düşüncesi yanlış geliyor belki de.
Kendime bunu kodlamışım ya da bu hapı yutmamı söylemişler. 
Su yoksa tükürüğünle yut demişler. Ve ben sütlü simit için yolumu değiştirecek kadar temizmişim. 
Ya da eve daha geç gelebilmekti amacım _büyüdüğümü sanmak için_.
Hiçbir zaman yeterince büyüyemeyeceğiz. Kendimiz dahil kimseyi asla tanıyamayacağız ve öylece gideceğiz ailemizden _bir yerlere ya da hiçbir yere_.
Belki bir gün ölümsüzlük bulunur da en azından kendimizi tanırız. 
Çok isterim.

Please follow and like us:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir