Kanto

01

Merhaba eski dostum. Umarım iyisindir. Dün gece seni pencerenden dışarı bakarken gördüm. Öylece kollarını kavuşturmuştun ama gökyüzüne bakmıyordun. Yoldan geçen araçları, bisikletli mini etekli kızları, yalınayak giden bir deliyi süzüyordun. Dün gece elinde sigarasıyla evinin önünden geçen bendim. Beni anımsadın mı? Artık pahalı sigara içiyorum. Saçlarım daha da seyreldi. Belimin ve kalçalarımın yörüngesindeki yağ katmanları beni en son görüşünden beri daha da arttı. Fakat ben senin dediğini yapmadım eski -ama o kadar da eski olmayan dostum. Sana uysaydım adım çoktan cennet ya da cehennem olurdu. Oysa hem gökdelenlerin dikildiği hem de demokrasinin var olduğu bu dünyada soluğumu hissetmeye çalışıyorum burnum tıkalıyken, kış mevsiminde.
Sık sık evinin önünden geçiyorum, ilk kez pencereni açık görüyorum. Burnuna tütün kokusu geldi mi.

19

Bu Haldun’u atsan atılmaz, satsan alıcı çıkmaz. Bir sezon sonu indirimi yapmak gerekir. K A P A T I Y O R U Z! Kredi kartına 12 ay taksitle Haldun sadece bir ufak şişe fiyatına, üstelik Haldun’u alana dertleri de bedava!
Yağlı bir müşteri illaki bulsam da Haldun benim kum saatim. Onun eksik bir şeylerinden, yarım kalan şeylerinden konuşmak zamanı kavrayışımda yeni bir ölçüt getiriyor. Bazı akşamlar Haldun’u kendi başına bırakıp ses çıkarmadan pencerenin kenarındaki yatağıma oturuyorum. Karşı balkonda bir genç kız derdini anlatmak için Fransızca konuşuyor. Telefonun ucunda da bir kız. Ses balkonda dolaşıyor, bir doğuya bir batıya yakınlaşıp uzaklaşırken kızın heyecanlı konuşmasını dinliyorum. Belki İstanbul’un ne kadar kalabalık bir şehir olduğundan, belki de bir partide görüp hoşlandığı bir delikanlıdan bahsediyor. Bildiğim harflerin ağzın içinde dilin, dişlerin ve damağın etkileyici dansıyla hiç bilmediğim sözcüklere dönmesini hayran hayran dinlerken bir yandan da konuşmanın ne zaman biteceğini düşünüyorum. İçin için Haldun’a üzülüyorum. Acımıyorum, her şeyi anlamaya çalışırken düştüğü hallere üzülüyorum.
Kızın artık içeri girmesi için perdemi oynatıp kafamı pencereden uzatıyorum. Karanlıkta kızın gözlerini seçemiyorum. Ben derdimi anlatacak kadar Fransızca bilmiyordum. Ben derdimi anadilimde bile zor anlatıyorum.

24

Nasılsın canım? Sanma ki ben çok değiştim. Dahası, bambaşka biri oldum yahu. Boyum uzadı, gençleştim. Aynada yüzüme baktığımda her geçen gün silikleşti gözlerimin etrafındaki karaltılar. Kazın ayakları.
Sonra bir gün bir uyandım, gözlerimin rengi de değişmiş, yani sen fark etmişsindir muhakkak. Dalından koparılmamış taze ceviz kabuğu rengindeyken koparalı çok olmuş, on beş gündür de çuvalın içinde bekleyen kuru meyvenin rengine dönmüş. Sen de o güzel saçlarının rengini koyultmak istersen cevizin yaprağını kaynatıp başının üzerinden dökebilirsin. Üstelik daha da güçlenir saçların. Uzun zamandır gitmeyi düşündüğüm kampta çadırımı senin saçlarının arasında kurarım. Geceleri efil efil eser rüzgâr.
Ben başka biriyim ama yine de çalışırım. Ustalığımı satıp ekmek ve zeytin alırım. Sen dükkanıma gelip giderken önce hoş geldin, sonra yine gel derim. Dilersen önce arkadaş oluruz. Eski dostlar eskilerde kaldığı için. Bana şarkılar dinletirsin, “Bak,” dersin “…bak! Burada senin vapurla eve dönerken gördüklerinden.” “Hatta düşle dediğimde aklına gelenden bambaşka bir martı imgesi var, tam da burada… yani solumda bir yerlerde. Belki sen de duymuşşundur.”
Arkadaş olmamızın ardından akşamüstü seni bira içirmeye götürürüm. Daha yakın arkadaş oluruz. En son izlediğim filmden bahsettikten sonra sana hala okumakta olduğum kitabımı ödünç veririm. Sen böyle şeyleri seversin. Çoğu yarım kalmış şeyi.
Hava karardığında yanlışlıkla birbirimizin Kentkart’ını alıp evimize döneriz.

19

“Baktık; toprakta çürümüş buğday ansızın filizleniverdi, baktık; vadilerdeki boynu bükük, basılı yeşerik çayırlar başkaldırdılar, baktık…
Tarık Dursun K.

28

Kamu hizmetinde bulunmak için halkın desteğine ve kararlarına dayanan demokrasi, kökleri taa dördüncü beşinci yüzyıla uzanan bir yönetim biçimidir. O yıllarda demokrasiyi en iyi uygulayan halk Atinalı Antik Yunan halkıdır. Hatta zaman zaman günümüzde “Atina demokrasisi” kavramının kullanıldığı da oluyordur. Demokrasi, bazı koşulları sağlayan herkesin yönetime katılmasını sağlar. Bu koşulların alanı tarihten bu yana genişletilip daraltılmıştır. Bazı bilim insanları ve düşünürler zaman zaman demokrasiyi sorgulamışlardır. Bilinen ve akla gelen isimlerden bazıları Eski Yunan filozoflarından Aristoteles ve Eflatun’dur.
Demokrasi bir yönetim biçimi olarak 21. yüzyılda gökdelenlere rağmen insanlığın sosyal yaşamında yer almaktadır. 2019 Yunanistan genel seçimlerinde ana muhalefet partisi lideri Miçotakis halkının özgür iradesiyle Yunanistan başbakanı unvanını kazanmıştır.

19

“Atina’nın elinde rakısı / seçemez ah seçemez!”

30

Nasıl da öyle senelerce aynı yollardan geçip, aynı saatlerde kucağında çocuğunu emziren çingene kadınları görmüşüz birbirimizden habersizce. Beynimin içinde başlayan yolculukla kulaklarımda ihtiyaç molası verip tandır çorbasına malzeme kelimeler nereden baksan bu şehrin kelimeleri. Hasretlik, yeniklik, yoksunluk ve sevgi. Yine de senin bu sokakların birinde ekmek arası balık yediğini bilmek yalnızlığımı eksiltmez. Ama sabrını verir.

19

Nasıl da uykulara doyamazdım gençken. Hayatın ve zamanın kıyısında, öylesi bir kıyıda dünyanın en rahat uykusundayken koca beyaz bir gemi yelkenle rüzgârın arasını düzeltti. O uykudan bir kez uyandım, sonra hiç rüya görmedim.

Please follow and like us:
Sevinç İrem Balcı

Sevinç İrem Balcı

Aralık 1998’de İzmir'de doğdum. Beş yaşında okumaya, yedi yaşında yazmaya heves ettim. Öykü yazma eylemini zaman zaman terk etsem de hayatımın bir köşesinde her zaman bulundu. 2017 senesinin son aylarında güzel bir tesadüfle MDF ile tanıştım ve şimdi de edebiyatla aramızdaki macerayı Mevzular Derin okurlarıyla paylaşmaktan büyük bir kıvanç ve heyecan duymaktayım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir