Hal Hatır

Hani şu koyun Dolly öldürülmeden biraz evvel doğanlar? Y çağı, bilgisayar çocukları, hiperaktivitenin sözlüğe dahil edilmesine sebebiyet veren biz “manyak” nesil.
Nasılsınız?

Bizden sonra doğanlara söyleyecek söz bulamadılar, biz doksanların sonu kuşağı,
sonra milenyum çağı ve şu tabletlerle büyüyen çocuklar hani.
Ne hoş oldu bizler,
Bok vardı büyüdük.

Sınav denen sistemi kökünden değiştirdiler,
Çocukluğu hak adı altında dinen ötekileştirdiler,
Ağaçları söktüler,
Çocukları
-Çocukları ya
Bildiğin çocukları-
Askerleri,
Sarıya turuncu diyenleri,
Çok konuşanı,
Çıtı çıkmayanı
Her zaman fiziken değil,
İçten içe
Çürüyerek ölüme mahkum ettiler.
öldük.

“Dünyadaki açlık sana sarılsam biter mi?”
Ah ben!
Ah hala saf,
İlk aşkını yaşayan salak ben!
Dünyadaki açlığa gelene kadar kafanı kaldırsan
Göreceğin gökyüzünde griden başka renk yokken,
Kendi şehrinin sokağında
“Tecavüz edilerek öldürüldü.”
Denmesin diye adına,
Adın ö.a
Diye yazılmasın diye,
Çıkmadın evinden gece ondan sonra.
Sen nefes almak için bile para öderken
Su faturanı (!) ödeyemiyorsun.
Kalk bak gökyüzüne,
temmuzları kana buladılar,
Senin çocukluğuna da darbe vurdu,
O bile isabet ettiremedi.
Çık dışarı.
Aman Çıkma
Evden çıkma!

Sen Türkiye eurovisyondan çekilmemişken bütün şarkıları ezbere bilen çocuktun,
Abim misket oynardı,
Sokaklarda büyüdük,
Karantinada değil.
Bilgisayar eve girdi,
İblis dediler hatırla.
Babaların baş düşmanı,
Annelerin korkulu rüyasıydı.
Hala herkesin aynı buzdolabını kullandığı zamanlar,
Hani rezidansların bile olmadığı.

İçine doğdumuz dünya ellerimiz çalışır hale gelmeden değişime uğradı,
On beş yaşında sahip olduğun bilgisayarda kod yazmayı değil
Adam asmaca oynamayı bilirdin,
Sonra oyun bağımlısı oldun diye sınıfta kaldın.
İnternet kafe aşkları,
Pis barlarda,
Olgunlardaki ikinci el kitaplar arasında dolanan
Ergenlik çağında piercingi olan
Ama gezi parkında tomanın altında kalan
Saçları gökyüzünden renkli olan çocuklardık biz.

Yeni yaz şarkıları çıkmayacak belki,
Nargile satışları artacak,
Yazın tatile gidip öleceğiz hep beraber.
Zaten üçüncü dünya savaşını az kalsın görüyor gibiydik,
Şansımıza,
Onu da kaçırdık!

Şimdi
bu şarkıların,
Bu neslin,
Başımıza gelenlerin,
Ama en çok da insanın,
Doymayan,
Yetinmeyen,
Sevemeyen
İnsanın,
Ah bu şarkıların
Söyleyemediğimiz şarkıların,
Yasaklı düşlerin,
Cam fanusta hayallerin

Gözü kör olsun!

Please follow and like us:
Mislina Bursal

Mislina Bursal

Edebiyatın popüler kültür oyuncağı olduğu bu devirde aşkını yüz kırk karaktere sığdıramayanların, bizlerin çığlığı oldu fanzinler. Benim de fanzinlerin, daha doğrusu edebiyatın içine balıklama atlayışım bundan iki üç yıl öncesine dayanır. Tumb, Karatay, Lilyum, Yazma ve Yol Üstü Fanzin’de yazmış bulunup Vamos ve Söylenti Dergi’de de şiirlerimle var oldum. H.Ü Ankara Devlet Konservatuvarı’nın lise devresinden 2017 yılında mezun oldum/olacağım. Bir elimde viyolam, bir elimde kalemimle, notalar ve kelimelerle anlatıyorum hislerimi, düşüncelerimi. Kendimi tanıtmayı pek becerememiş olsam da siz bana kısaca buraların kadrolu şayiri diyebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir