Göğsümün Ağrıdığıdır

Kuş Sesleri, Çiçekler
ve Meyvelerle Dolu Bir Mekanda
Ölümü
-Hevesli-
Hatırlatan Bir Zamanda
Göğsümün Ağrıdığıdır

Ağrılar devam ediyor. Ben de.
Hüzünle gibi ve uzaktan tohumlar bırakır görüyorum kendimi.
Kasılmadan odaklanamayan, dağınıkken sevemeyen ve anlatamayan bir unutkanım.
Sarhoşluğum mu unutturuyor yoksa iyi unutabildiğim için mi
bu kadar güzel bir sarhoşum, bilmiyorum.
biliyorum, kamyoncular birkaç erzak almaya duruyorlar çalıştığı istasyonda.
O da, benim gibi, kara gözlü ürkek bir ihtimal.

Akıllanmak bilmiyorum. Akılsızlığı daha da geniş kucaklayayım istiyorum.
Cesetten önceki son anlar olduğunu iyice kavrayayım istiyorum ki
daha da deli bir uykusuzluk sarsın beni
Varsın baygın olayım
Azalmış olsun bilişsel becerilerim
gırtlağımda kanser tadıyla dolu olayım
asit ve zifir biraz daha biriksin dilimde

Bir yandan da sarı çiçeklerini
suyla dolu parlak gövdeleri diriltsin istiyorum bir otun
Şimdiye kadar kimsenin vücuduna almadığı
yeryüzünde
-soğukta savrulan bu garip kaya kabuğunda-
bir dişisi bir erkeği kalmış
her derde deva bir otun
erkeğini ve dişisini köklüyorum
evet
Ölümden korkmayacak kadar hissizleştiğimden korkuyorum
Sorularımın “…anlamı beni ürkütüyor.”
Sonra, kımıldatılıyorum
Ve belki etkenleri aynı fiilin
Belki, etkenlerin sanrı olabileceğine dair geceleri beni yatağımdan zıplatan kuşkular ve
sadece gündüzün değil birçok gece
kendimdeki kendimleri inkar edişim
yani içmesem de içişim hafıza suyumdan
ama zehrin mükemmel oluşu
mükemmel unutuluşun
okunmayacak sayfalarını yazıyor olmamın
çaresiz soylu
narin ilkel krallığı
eşsiz!
Eşsiz! Kargalara bağırmak
ve en güzel anımmış gibi tekrar tekrar anlatmak kurbağaları sürüce, çığlık atan

Şimdi bir mekandayım
bir de zaman var
Sürüyor ölümüm ağrım
çileciliğim
çocukluğum
Şımarık şairliğim, korkusuz aptal geçişim kendimden
Ama kalemi sevişim de sürüyor
ve su dolu diri sarı çiçeği.

Hatırımdadır dedem
yerlere tüküren
o güçlü adam ve bir de
çiçeklerin diplerindeki hayali arkadaşlarına
elmalar dağıtan
evden kaçan
salyaları akan
o erken ölü.

Bir anda bitsin eylemsizlik
ölüm sancıları da
karışıversin bir boşalmanın odada yarattığı vakuma
ve anlam kabul etmeyen devinişine
vıcık vıcık iç organlarımın
Aşağılanmayı kaldıramayan beynim
midem ve göğsümle karışmaya yakarsın.

“Kuzu.”
Kuzum,
Ateşi canlandırmak için çocuklar gibi bir arayışa girelim
Durgun sudan kalkan nemle yakınlaşsın soluklarımız
Ben bu savruk satırları
sana sadece keyfim istediğinde dizeyim
Ben unutulmamayı isteyeyim
unutturmak isteyerek
Çünkü ciğerlerimin
hızlıca çürüyüvermesinden korkuyorum
Ve rüzgara başkaldırmaya
her an hazır
tekinsiz bir dalım.

Please follow and like us:
Enes Kurnaz

Enes Kurnaz

1992 yılında Sakarya’da doğdum. İlköğretimi ve liseyi Antalya’da tamamladıktan sonra Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne gittim. Şu an Antalya Barosuna kayıtlı bir avukat olarak çalışmaktayım. Yaklaşık yedi senedir şiir ve öykü yazıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir