Film-ü Vizyon (Aralık – Ocak)

ROMA : (Yönetmen/Alfonso Cuarón, Senaryo/Alfonso Cuarón, Süre/135 dakika)

   
• “Oscar 2019 – En iyi film, en iyi yönetmen, en iyi kadın oyuncu (Yalitza Aparicio), en iyi yardımcı kadın oyuncu (Marina de Tavira), en iyi özgün senaryo, yabancı dilde en iyi film, en iyi ses kurgusu, en iyi ses miksajı, en iyi yapım tasarımı, en iyi sinematografi kategorilerinde aday”

Bir sinema deneyimden fazlası “Roma”. Derinlemesine bir anlatım söz konusu değil belki de ya da ilk defa izlediğimiz bir hikaye (Aile kavramı, kadın olma, sınıfsal farklılık, toplumsal olaylar). “Roma”yı farklı kılan bütünün bir parçası olmak gerektiği. Bu da bir ilk olmayabilir ama bunu bütünüyle sağlayan ilk film belki de. Bedenin, ruhun ve duyguların bütünüyle ortaya çıkması; hikayeye ait olmak gerekiyor. Bunu da film size sormadan sağlıyor. İşte bu, muazzam bir sinemacılık örneği. Seyirciyi seyirciden fazlası yapabilmek; bize ait olmayan bir coğrafyada yaşayan insanların hatıralarının, hatırlayışlarımıza dokunması… Kelimeler bütünü değil bu, hislerin karmaşıklığı. Her sahne, her plan, her detay olabildiğince doğal. Bu doğallık, oyunculuklara da yansıyor. Oyunculuk yokmuş gibi. Sabit planların yarattığı genel görüntüye, detaylara hakim olabilme hissiyatı, her sahnenin bir kartpostal değeri taşıması, filmi doğallıktan büsbütün gerçeklik seviyesine çıkarıyor. Anlatının siyah-beyaz yapıya sahip olması, dramatik kompozisyon içinde hüznü, acıyı, sıkıntıyı ve özellikle sevgiyi bir basamak daha yukarı taşıyor. Ritmik akıştan ziyade bize bir kesit vaat ediyor “Roma”. Şiirden ziyade bir durum hikayesi bu film. Kurguda eklenen bir müzik, ses yok. Yönetmen ne duyduysa o var sadece. Bir mihenk taşı “Roma”. Yarının sinemasının en önemli yol göstericisi.

Naçizane Not : 9.5/10

 

COLD WAR : (Yönetmen/Pawel Pawlikowski, Senaryo/Pawel Pawlikowski, Süre/88 dakika)

 

• “Oscar 2019 – En iyi yönetmen, yabancı dilde en iyi film, en iyi sinematografi kategorilerinde aday”

“Roma”yla, “Cold War”un üst üste vizyona çıkması muazzam bir olay. Pürüzsüz, uzantısız, çıkıntısız, çiçek gibi yönetmen sineması örnekleri. İki filmin de siyah-beyaz olması dışında bir benzerlik yok. “Roma”dan bahsederken durum hikayesi dedik. “Cold War” da bir şiir örneği. Bütün dengesini ritmik bir olay örgüsü üzerinden kuruyor. Ritmik akışı korumak her zaman daha zordur. İlgiyi bir an olsun düşürmek filmi sıradan bir film haline getirir. Bu filmin ritmik akışı, o kadar muazzam ki 88 dakikalık kaliteli bir şiir izletmekle kalmayıp, 12 yıllık bir aşkı, hikayenin geçtiği dönemin değişen politik şartlarına ayak uydurarak anlatmayı da başarıyor. Film, başladığı üst perdedeki noktadan, pürüzsüz bir çizgi yaratıp, bu çizgiyi hiçbir dalgalanmaya izin vermeden, son üst perdedeki noktaya taşımayı başarıyor. Film, anlattığı hikaye dahilinde, folklor ögesini çok başarılı bir şekilde kullanmayı da başarıyor. İki tane dev oyunculuk örneği izliyoruz aynı zamanda: Joanna Kulig, Tomasz Kot. Sinema salonunda izlenilmeyi hak eden bir film “Cold War”. “Başka Çarşamba” kapsamında “Başka Sinema” salonlarında bu nadide filmi izlemediyseniz, yakalama şansınız hala var. 

Naçizane Not : 9/10

 

SPIDER-MAN INTO THE SPIDER VERSE : (Yönetmen/Peter Ramsey, Bob Persichetti, Rodney Rothman, Senaryo/Phil Lord, Rodney Rotman, Süre/117 dakika)


• “Oscar 2019 – En iyi animasyon kategorisinde aday”

Mahallemizin Örümcek Adamını dev ekranda görmeye alıştık artık. Her yıl en az bir defa münasebete giriyoruz kendisiyle. Bunu da tabii ki Marvel Cinematic Universe’e borçluyuz. Tomarla para kazanıyor bu adamlar. Haliyle Superman ve Batman’den sonra tüm dünyanın en çok tanıdığı süper kahramanın da bu kadar çok sayıda filme sahip olmasında bir mantıksızlık yok. Hatta 2019 yılında iki sefer daha göreceğiz kendilerini ama bu film kadar başarılı bir iş çıkarabilirler mi bilinmez. Bu filmin en büyük avantajı çizgi roman mantığının ne olduğunu bilen kişilerin elinden çıkmış olması. Bu hem çizgi roman okuyucusu açısından hem de genel izleyici açısında fazlasıyla tatmin edici bir durum. Sadece gişe kaygısı güden bir eser izlemiyorsun. İyi bir film izlemiş oluyorsun . Her şeyden önce bu filmin animasyon olması büyük şans. İnanılmaz bir özgürlük alanı oluşturuyor; hem atmosfer olarak hem de Mahallemizin Örümcek Adamı adına. Boşuna Mahallemizin Örümcek Adamı demiyoruz. Sıradan bir insan bir örümcek adam. Sen, ben, o olabilirdik. Belki de maskeyi taktığımız gün bizde oluruz. Bunu bizzat filmin içinde Örümcek Adam söylüyor. Örümcek Adam mantığı budur işte, hep buydu. . Bunu doya doya tadıyoruz bu filmimizde, hem de dibini ekmekle sıyırıyoruz. Görselliği de çokça başarılı filmin. Muazzam bir evren yaratılmış. İşin güzel tarafı yaratılan görsellik hikaye anlatımına da katkı sağlayan bir element olarak filmi döndüren çarkların içinde çok iyi işliyor. Keza filmin mizah seviyesi ve yer yer çok sağlam yaptığı film olarak kendisini ciddiye alma dozu da çarkların daha kaliteli dönmesini sağlıyor. Peter Parker dışındaki diğer evrenlerin Örümcek Adamlarını dev ekranda izleyebilmek ve filmin onları bize tanıtılma şeklide de gerçekten çok keyifli. Tertemiz bir iş.

Naçizane Not : 7/10

 

BİZİM İÇİN ŞAMPİYON : (Yönetmen/Ahmet Katıksız, Senaryo/Ahmet Katıksız, Süre/129 dakika)

Şaşırtıcı derecede başarılı bir anaakım filmi “Bizim İçin Şampiyon”. Türkiye’de son dönem çıkan gişe filmlerine baktığımızda (“Ayla – Müslüm”) drama ekmektir gibi, Twitch jargonları tadında filmler izledik ve bunlar kötü filmlerdi. Özellikle senaryo bazında düşündüğümüzde, bu filmler bir bütün yerine seyirciyi ağlatmak üzerine kurgulanmış birtakım sahneler içeriyordu. Bu durum seyirciyi aptal yerine koymanın bir tanımıdır aslında. “Bizim İçin Şampiyon” bu formüle uymadan, bir bütün izletmeyi başardığı için çok başarılı bir yapım olmuş. Bir hikaye var ve bu hikaye çok başarılı bir şekilde seyirciye aktarılıyor. Bir biyografi izlerken çoğu zaman sağlanamayan bir olgudur bu. Anlatılan kişiyi doğru düzgün anlatamadıkları için final sahnesinde bir takım yazılar silsilesiyle bu kişiyi anlatmaya çalışırlar. Bu kötü sinemacılık örneğidir. “Bizim İçin Şampiyon” ise ganyan temasından yola çıkarak duygusal açıdan yoğun film yapılmış olası çok büyük başarı. Oyunculuklar da gayet şahane. Farah Zeynep Abdullah – Ekin Koç çok başarılı oyuncular ve bu yapımda da oldukça başarılı bir iş çıkarmışlar. 

Naçizane Not : 6/10

 

AQUAMAN : (Yönetmen/James Wan, Süre/142 dakika)

 

Bok üstüne bok atan, çöp suyu gibi bir yapım Su Adam. Hikayesi, müzikleri, efektleri, oyunculuklarıyla 

her şeyiyle çok kötü bir yapım. Film ne anlattığını bilmiyor bir kere . Bir ikincisi ki bu daha büyük bir problem, film ne olduğunu bilmiyor. Aksiyon mu, savaş mı, romantik komedi mi…… Hele ki filmin müzikleri aşırı kötü. Kendini bilmezlik özellikle müziklerde kendini çok belli ediyor. CGI inanılmaz CGI. Artık 2019’dayız. Lütfen ama lütfen, artık buram buram bilgisayar hissiyatı veren bir film yapmayın. 

Yazık günahtır, 200 milyon dolara çekiyorsunuz bu filmleri. Bu film yerine açın bu filmin uyarlandığı “DC New52 Aquaman” çizgi roman serisini okuyun. Çizgi romanın hikayesi gene vasat ama bu filmden 30 bin kat daha eğlenceli. Patrick Wilson’ın oyunculuğu ve bir iki tane fena yapılmamış dövüş sekansı için naçizane notum ektedir. 

Naçizane Not : 2/10

 

Hilmi Bilenbay

Please follow and like us:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir