Etten Talos

Tik tok tik tok
Göz kapağıma aldırmadan gözümün içine giren güneş ışığıyla uyanıyorum başak bir güne. Yorganımı her sabah yaptığım gibi dağınık bırakıp tuvelete giden yolu bulmya çalışıyorum bir yarım yatakta uyurken. Tuvaleti bulup atıklarımı boşalttıktan sonra yüzüme üç kere su çarpıp dişlilerimin açılmasını beklerken aynaya bakıyorum. Yeterince ayıldıktan sonra odama gidip yatağımı düzeltiyorum, üstüme elime ne gelirse geçirip mutfağın yolunu tutuyorum.
Klik klilk klok klik
Her sabahki gibi üzerine tat bile vermeyecek kadar az bal sürülmüş akşamdan kalma ekmeği ve birkaç lokma peyniri mideme zorla göndererek yakıt ihyacımı karşıladıktan sonra sıra banyoyo gidip ısıtıcıyı tamir ettirmediğim için ısınamayan suda duş almaya geliyor yeniden. “Yarın tamir ettirecem şu lanet ısıtıcıyı, buz gibç suyla duşmu alınır yetti artık.” şeklinde kendi kendime isyan ettikten sonra duştan çıkıp üzerime düzgün bir şeyler giyip evden çımıyorum.
Klik klik klok klik
Apartman kapısı arkamdan kapanırken herzamanki gibi otobüsümden üç dakika önce durağa varıyorum. Ötobüs bugün de beni oturtmamaya kararlı bir dolulukla tam vaktinde geliyor yine.
Durağıma kadar bir demir çubuğa dayanıp öylece gidiyorum beynimden tek bir düşünce bile geçmeden. Her zamanki saatinde duruyor yine otobüs ofisimin onünde. Hidrolklerimi zorlayarak iyorum otobüsten ve ofisime adım atıyorum.
Klik klik klok klik
9 saat mesaim başka bir “insan” ile konuşmadan, bu günü diğerlerinden ayıracak hiçbir şey olmadan geçiyor. Ofisimden yine aynı saatte çıkıp her gün bindiğim otobüsle evimin yolunu tutuyorum. Durağımda inip evime girmeden önce aşağıdaki tekelden bir somun ekmek, biraz yeşillik ve iki gofret alıp evime atıyorum kendimi sonunda. Üstümdeki bayıcı kıyafetleri çıkarıp sabah çıkardıklarımı geçiri veriyorum üstüme. Mutfağa gidip pazar gününden kalma ne varsa ısıtıp ekmek ve yeşillikle ağzımdan aşağı atıyorum hepsini. Tankım dolduktan sonra bulaşıkları makinaya atıp salona geçiyorum. Televizyonda dizimi açıp, koltuğuma oturup, aklımda tek bir düşünce barındırmadan gofretlerimi yiyorum. Televizyonda hergünki gibi bir dizi oynuyor ama ben onları önemsemeyi bırakalı ne kadar oluyor hatırlamıyorum bile. Artık dizilerin bana hangi günde olduğumu hatırlatmaktan başka bir amacı yok bu evde. Dizi bitince koltuğumdan yavaşça kalkıp odama doğru ayaklarımı sürüyorum. Odama varınca üstümdekileri yere bırakıp yorganı yatağın üstünden atıyorum. Kendimi yatağa bırakıp karnlıkta kaybomuyorum.
Tik tok tik tok
Göz kapağıma aldırmadan gözümün içine giren güneş ışığıyla uyanıyorum başak bir güne. Yorganımı her sabah yaptığım gibi dağınık bırakıp tuvelete giden yolu bulmya çalışıyorum bir yarım yatakta uyurken…

Please follow and like us:
Umut Çağın Bozacı

Umut Çağın Bozacı

Edebiyata karşı olan ilgim yeni başlamış sayılabilir aslında. Birkaç sene öncesine kadar edebiyat benim ilgimi pek çekmezdi; onun yerine bilim ile uğraşır, makaleler okurdum. Mevzular Derin’de yazmaya başlamam bir arkadaşımın teşviği ile oldu, o arkadaşım sayesinde bilimin yanında edebiyata da ilgi duyduğumu fark ettim. Bunlar dışında kendim hakkında ne söyleyebileceğimi bilmiyorum. Yaklaşık iki buçuk yıldır Mevzular Derin’de yazıyorum bu yüzden yazıma noktayı burada koyuyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir