EGO SAPİENS

Bir canlının çevresine göre ekmek götürür özellikleri üzerine abanarak kendini ortamdaki en hoş, en tatlı, en başarılı varlık yapması olayına adaptasyon denir.

Tabi üstüme kitabi tanım fırlatanların çok bilmişlikleri arasından sıyrılabilirsem size bu konuyla ilgili birkaç söz daha edeceğim. Mesela insanların hayvanlarla ortak atadan geldiğini artık biliyoruz. Ve bu bizim kendini geliştirip dünyayı hegemonyası altına almış birkaç az kıllı primattan daha fazlası olmadığımız gerçeğini de doğrudan yüzümüze vuruyor değil mi? Ama bakın size doğanın getirdiği özelliklerle çelişen yanlarımız da var diyorum şimdi. Fakat sakın kendinizi özel hissetmeyin,burada Monopoly oynamıyoruz. Sadece insan bazı yanlarıyla diğer canlılardan çoktan kopup uzaklaştı ve bugünün tarihinde de farklı bir değerlendirmeyi hak ediyor.

İnsan neden farklı değerlendirilmeli?
Sorusunun cevabı adaptasyonun tanımında yatıyor. Mesela tıpkı en başta da dediğimiz gibi çöllerde yaşayan deve efendiler kum fırtınalarından korunmak için uzun kirpikler, kıllı burun ve kulak gibi özelliklerinin üzerine abanmışlar. Çöl şartlarında bunun kesinlikle çok ekmek götürdüğünü ayrıca belirtmemize gerek yoktur diye umuyorum. Ve de kaz ve ördeklerin daha rahat yüzebilmesi için ayaklarının palet gibi evrimleşmesini farklı bir madde şeklinde size söylemeyeceğim, değerli vaktinizden çalmayı hiç istemem doğrusu. Hayvanlarda veya da bitkilerde bulunan bunca güzel doğayla harmanlanmış,yaşamı bir tık daha olanaklı hale getirmiş, dünyaya çeşitlilik ve renk katmış adaptasyonlara baktıktan sonra siz de benim gibi insanda var olanları incelemek istiyorsunuz değil mi? Size kolaylık olsun diye ben önceden biraz araştırmıştım. Şimdi hep birlikte bakalım:

*İnsanlar kendilerini daha iyi yerlere getirmek için yalan söylerler. Bu kısa yoldan başarıya ulaşmak ve takdir görmek için elde edilmiş en kritik adaptasyonlardan biridir.

* İnsanlar kaba kuvvet kullanarak kendilerini haklı kabul ettirmek konusunda ustalaşmışlardır. Bu yırtıcı hayvanlarda bile eşine az rastlanır genel bir zorbalık halini beraberinde getirerek insanın hayatta kalma ve baskın olma şansını arttırır.

*İnsanlar bir diğer hemcinslerini kışkırtmak, kötü yola sürüklemek, ayağını kaydırmak, güçsüz göstermek, haksız göstermek, yalnız hissettirmek, acı çektirmek ve kısaca oyundan silmek adına özel bir yetenekle donatılmıştır. Bu onların bireysel düzeyde yaşama şanslarını mümkün olduğu kadar çokça arttırır.

*İnsanlar bencil tabiatlıdır ve kritik durumlarda toplumun ne kadar çoğu o olaydan etkilenme potansiyeline sahipse o kadar çok kendilerini düşünürler. Bu da diğer rakiplere karşı geliştirilen önemli bir adaptasyondur.

*İnsanlar gerekince bazı hemcinslerinin ayaklarına kapanarak, gerekince bazılarına diş gösterip tehdit ederek, gerekince bazı ağabeylerin koyunları altına saklanıp bazı küçük veletleri de arkasına alarak kendileri açısından çok önemli bir güç ilişkisi ağını ayakta tutarlar. Bu oluşturdukları sistemin canlılığını koruyarak orta sınıflara bir gün daha, üst sınıflara ise bir taşınmaz daha sunar.

*İnsanlar birbirlerinin üzerine basarak bir yerlere gelmeye bayılırlar. Kolektif yaşamın geliştiği ve beraberce yaşayıp beraberce avlanan diğer türlere göre bu onlara daha çok avantaj sunar. Zira kovana bal taşıyan arı her zaman bulunacaktır. Bu yüzden olası bir işçi arı kıtlığından korkmayıp kraliçe olabilmek için her yolu denemek gayet lazımdır.

*İnsanlar hemcinslerini ırk, cinsiyet, dil, yaş, renk,din, maddiyat, yetenek, statü,karizma,güzellik,acayiplik, işe yararlık,saflık, iradesizlik, beyinsizlik… üzerinden kategorilere ayırarak istediği her an birini sevip birinden de nefret etmeyi amaçlar. Bu işlerin hızlı yürütülmesi adına çok saygıdeğer bir adaptasyondur.

*İnsanlar ateş ocağa düşünceye kadar sessiz kalmaya ve umarsız davranmaya yeminlidir. Bu da yine ilişki ağı adına geliştirilen bir adaptasyondur.

* İnsanlar müthiş bir ego üzerine inşa edilmiştir. Egolarının çarpışmasını daha şirin göstermek adına fikir tartışması şeklinde gösterebilirler. Ayrıca çok yüksek perdeden egoları sayesinde her zaman en doğrusunu bilen, en doğrusunu yapan, en doğrusunu düşünen ve en doğru şekilde yaşayan DOĞRU (√) insanlar olurlar ve bu onların ekolojik nişlerini mükemmel bir biçimde uygulamalarını sağlar

*İnsanlar hemcinslerini kıskanmadan yaşayamazlar. Yalnız kıskandıklarını itiraf etmek evrim yasaları tarafından kesinlikle yasaklanmıştır. Bu yüzden kıskanılan özneler aşağılanarak, hakaret edilerek, küçük düşürülerek veya da alay edilerek aşağı çekilmeye çalışır. Yine pozitif ilerlemenin önüne geçmek ve değişimi engellemek adına önemli bir adaptasyondur.

*İnsanlar kurnazdırlar. Sürekli en azı vererek en çoğu elde edebilmenin yollarını araştırırlar. Kafaları hep bugünü ilgilendiren küçük ve iğrenç hesaplarla doludur. Şeref ve onurun para karşısında görünmezliğine kanarak onları görünür şeylerle takas ederler. Bu gerçekten de görünür şeyler dünyasında ortama uyumu arttıran ilginç bir özelliktir.

*İnsanlar asla gerektiği kadar uğraşmazlar. Sorumluluklarını bir diğeri üzerine yıkarak zor işleri onların atlatmalarını beklerler. Üstelik görev tamamlanınca da başarıyı paylaşmaya karşıdırlar. Ortada kendilerinin ufacık bir etkisi olmadan kazanılmış bir başarı dahi olsa en çok kendileri sahiplenir ve düşmanlara karşı savunurlar. Bu aslanların yaşadığı bölgeye kokusunu bırakmasına ve bir diğer erkek aslan o bölgeye girmeye çalışınca kavga başlatmasına benzetilebilir. Tabi insanlar açısından kolaya kaçılmıştır, ortada koku yoktur sadece suni böbürlenme sınırları vardır.

* İnsanlar bukalemunlarla doğrudan akraba olmamalarına rağmen bukalemunların faydalı özelliklerini kendi yaşamlarına başarıyla uyarlamışlardır. Bu onlara her zaman güçlünün yanında olma, iktidarlara yalakalık yapma, her devrin insanı olma gibi gen aktarımında başarı açısından çok mühim özellikler kazandırır. Yani değişen ve gelişen çevre koşulları karşısında sürüngenlerden daha esnek ve kıvrak olabilirler. Bu da insan gerçeğini oluşturan hatırı sayılır adaptasyonlardandır.

* İnsanlar hiçbir zaman tam anlamıyla hissetmezler. Birbirlerine karşı anlayışlı görünüyorlarsa büyük ihtimal çıkar ortaklığı paylaşıyorlardır. Birbirlerini hiçbir zaman tam olarak hissetmedikleri için birbirlerini anlayamazlar ve de sürekli kötülüğün nerden geldiğini sorarlar. Oysa dünya üzerinde yapılan bütün kirli manevraların en büyük ve belki de tek sebebinin sevgisizlik olduğunu bilmelerine rağmen bir şeyleri düzeltebilmeye karşı karınları toktur. Var olan düzen bütün pisliğiyle içlerine işlemiştir ki bu, dünya üzerinde bulunan bütün canlı ve cansızlara en çok acı çektiren adaptasyondur.

E yani?

Gördüğünüz gibi insan başka hiçbir canlıda bulunmayan birçok olağanüstü, harika adaptasyonlara donatılmıştır. Bu da demektir ki insan, Evrim’in bir tanecik göz bebeğidir.
Ben de bir insanım. En yakın zamanda düzeltmeye çalışacağım.

Please follow and like us:
Alperen Yavaş

Alperen Yavaş

İyi günler genç beyler ve bayanlar, size kendimi tanıtmam gerekirse 99 doğumlu, edebiyatla ilgili ve çevresindeki çoğu şeyi anlamlandırmaya çalışan bir beşerim. MDF adlı güzellik benim okurluktan yazarlığa geçişimdeki ilk ciddi basamak oldu. Sonradan gittikçe büyüyen ve internet sitesine de kavuşan bu fanzin benim kendimi anlatmamı sağlayan en güzel yer.aslına bakarsanız genele dair düşünebileceğim yaşlara geldiğimden beri kafamda sürekli bir çark dönüyor ve bu enerjiyi de diğer insanlara aktarmak istiyorum. Son olarak burası inanıyorum ki burada benim kendimce uydurduğum “tanıtıcı kelimeler”e hiç muhtaç bırakmayacak, kendi karakterimi üstüne işleyebildiğim yazılara ev sahipliği yapacaktır. Eh, o zaman da gelip “lan bu da ne saçma biyografiymiş haa”dersiniz olur mu?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir