Carl Tanzler

Formaldehit. Dezenfektan. En iyi parfümler. Balmumu…
Yatak odasındaki şifoniyerin üzerinde duran parfüme uzanıp, sevgilisinin yanına kıvrıldı. Senin için aldım
hayatım dedi; elleri vücudunun kıvrımlarında dolaşırken, şimdi çok daha güzel kokuyorsun…
O da çocukken kendisine sorulduğunda doktor olmak isteyenlerdi. Şimdi mikrobiyoloji alanında uzmanlaşmış,
kentin en iyi hastanelerinden birinde enfeksiyon hastalıkları üzerine çalışmalar yapıyordu.
Konferanslara katılıyor, söyleşiler yapıyor, makaleler yayımlıyordu. Tüberküloza çare bulmak için
çalıştığı bir sırada kendisine bir hastadan bahsedildi. Yanına gitti. 20 li yaşlarının başlarında olan çok
güzel bir kadındı. Daha önce onu rüyalarında gördüğüne yemin edebilirdi. Onu iyileştirebilmek için her
yolu denedi. Ama henüz tüberkülozun kesin bir çaresi yoktu. Ölmeden önce ona aşkını itiraf etti. Ne
kadar imkansız olduğu umurunda bile değildi. Karşılık alamadı. Genç kadın evliydi. Üstelik hastalığından
önce çocuk düşürmüştü. Kadın hastalığa daha fazla dayanamadı. Onun için bir mezar yaptırmak istedi.
Ailesine durumu açtı. Türbeyi andıran bir mezarlık yaptırdı. Her gün mutlaka ziyaret ediyor, mezarına
çeşit çeşit hediyeler bırakıyordu.
Her gece rüyalarına giren kadının ondan bir isteği vardı. Gecelerce düşündü bunu. Bu isteği yerine
getirip getiremeyeceğinden çok nasıl ve ne zaman yapacağını düşünüyordu.
Formaldehit. Dezenfektan. En iyi parfümler. Balmumu…
Etrafı kontrol ederek kapının kilidini çevirdi. Karıcım diye seslendi, sana en sevdiğin parfümden aldım.
Üstünü değiştirip yatak odasına geçti. Karısının üzerine uzandı. Saçların kopuyor tatlım, biraz daha
balmumuna ihtiyacın olacak…
Gece kararını verdi. Kadının mezarına gitti. Her akşamki ziyaretlerimden biri diye düşündü. Ama bu
sefer ikimiz için dua edeceğim. Doğruldu. Hafifçe fısıldayarak kadına seslendi: Artık yalnız
uyumayacaksın. Her ziyaretinde yanında getirdiği çiçekleri ve hediyeleri mezarın çevresinden toplayıp
evine götürdü. Yatak odasına geçti. Bir saat sonra kapıyı arkasından kapatırken rüyalarının
gerçekleşmek üzere olmasından duyduğu mutluluğu anımsadı.
Mezarın yanına yeniden geldi. Yanında bir bavul ve balmumu vardı. Rüyalarım gerçekleşiyor, istediğin
olacak…
Biraz sonra kapıyı arkasından kilitledi. Çantayı yatak odasına taşıdı. Kadını yatağa yatırmadan önce
yüzüne baktı: Evine hoş geldin sevgilim…
Kapısı hızla vurulmaya başlandı. Aradan geçen 5 sene boyunca her gece karısı için getirdiği hediyeler,
parfümler, formaldehit çözeltileri ve balmumlarıyla; onun için yaptırdığı gerçek saçtan peruk,
kemiklerini bir arada tutmak için kullandığı teller, gövdesine doldurduğu ipek kumaşlarla birlikte
saplantılı sevgisinin sonuna geldiğini düşündü. Kapı daha hızla vuruldukça kalbi daha yavaş atmaya
başlamıştı sanki. Sonunda kapı kırıldı. Elleri arkadan bağlanarak evin dışına çıkarılırken ayrılık vakti geldi
diye seslendi karısına: Kaçımız rüyalarını gerçekleştirebilir ki ? Seni yeniden görmeye geleceğim…
Akıl hastanesine oradan hapishaneye kapatıldı. Ömrünün sonuna dek O’nun için küçük hediyeler
biriktirmeye devam etti. Tüberküloza çare bulundu. Nekrofili tıp literatürüne girdi…

Please follow and like us:
Onur Aşkın

Onur Aşkın

2006’da başladığım yazın hayatıma Mevzular Derin Fanzin bünyesinde devam etmekteyim. Tamamlanmayı bekleyen bir kitabım ve o kitaba içerik olmak için hiç de can atmayan tedavülden kalkmış kelimelerim var. Ilk zamanlarda daha çok ‘Yolda’ olmayı yeğlerken, şimdilerde daha fazla kabuğuma çekildiğim söylenebilir. Rock müzik dinler, sarma sigara içerim. Olan ile değil, onun nasıl olduğu ile daha fazla ilgilenirim. Ama siz öyle yapmayın. Kafa yapıyor. Selametle,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir