Bir Kadın Bir Merdiven

Hoş geldin kadınım benim, hoş geldin…
Basamaklar ayacıklarının altında birer birer eziliyor. Merdiven çıkıyorsun, bana doğru yükseliyorsun. Ayağında yüzde kırk indirimden aldığımız üstten kayışlı, sevişmek kırmızılı, ince topuklu ayakkabıların var. Apartman boşluğunda ritimli sesleri öyle tok yankılanıyor ki Ruhi Su alt katta türkü söylüyor sanırsın. Kötü değil. Gelişini hissediyorum. Gözlerim kapalı, sımsıcak gülüşümü giyinmişim, kulaklarımı tahta kapıma dayamışım-Demir kapılar modern çağda kaldı- seni bekliyorum. Hiç acelem yok. Ağır ağır gelişlerin ayrı bir zevk veriyor bana.Yolun belli, bekleyenin belli. Şehirlerarası yolda “Aman yavaş gidelim Mustafa, beş dakika geç gitsek ne olur?” diyen annem gibiyim. Direksiyonda sen varsın. Ben annemin yerinde olmuşum, annemin yaşayan her erkeği eriten, kıyım kıyım süzen Türkan Şoray bakışlarını almışım, seni izliyorum. Hiç acelem yok.
Sen de az kız değilsin. Kapının ardında olduğumu biliyorsun, Gelmeni yıllardır böyle beklediğimi biliyorsun, yine de oyalandıkça oyalanıyorsun şu ara katlarda. Kapı deliklerinden başka komşuların hayallerini de gerçek yapmak mı istiyorsun anlamıyorum ki. Ama bu savaşı ben kazanacağım. Çünkü fazla aşığım. Fuzuli derecede aşığım bekleyişlerine.
Trabzanlarda elin sürtünüyor, kalkan tozu duyumsuyorum. Hayır, sokaklarda yeterince kirlenmedi mi üstün başın, o güzel elbisen. En güzel elbisen ve en güzel sen. Benim durduğum yerde en güzelden başkası değilsin. Öyle olsa da tertemiz tenin kadar lekesiz elbiselerin olabilir. Ayrıca mesafelerimizi yok eden parfümün de daha az tahrik edici olabilir sevgilim. Duvarları mobilyaları tırmaklamak pek hoşuma gitmiyor. En sonunda içimden bir uçan adam Sabri çıkar, halılarda yuvarlanırım diye korkuyorum.
Ve işte aramızda bir kat kaldı! Bir görebilsen senin utangaç sevginden nasıl da kıpkırmızı oluyor yüzüm. İlişkimiz atarideki Pong oyununa benziyor. Topa sen vuruyorsun ben vuruyorum aşkımızı sahada sürekli canlı tutuyoruz. Skor şimdilik 0-0 canım, içimden de hep dua ediyorum “Tanrım, kimse gel yemesin…”Aslında bu biraz tuhaf. Tanrı video oyunlarına da bakıyor mu bilmiyorum ama çok büyük sorun değil zaten. Onun bile iyi niyetim hatrına yapmaktan çekinmeyeceği birkaç güzellik vardır. Ahh, aynaya baksam gökkuşağı göreceğim eminim. İfadem bir kez olsun uslu durmuyor ki. Neyse sakinim, bekliyorum. Bekliyorum.
(Kapı vuruluyor.)Tanrım biraz daha… (Kapı vuruluyor.) Acaba açmasam mı? (Kapı vuruluyor.) Açmasam kızacaktır ama belki hoşuna da gider. (Kapı vuruluyor.) Ne garip bir sevgi. (Kapı vuruluyor.) O hırsla kapıma dokunan incecik elleri görmek ne güzel olurdu. (Kapı vuruluyor.) Ne güzel olurdu…(Kapı vuruluyor.) Uzatmamalıyım biliyorum. Kapıyı usul usul, ahiret kapısı olmadığını bilerek fakat ardındaki meleği görmek için yanıp tutuşan bir şekilde açıyorum ve…
“Hoş geldin kadınım benim hoş geldin ayağını bastın odama kırk yıllık beton çayır çimen şimdi Hoş geldin kadınım benim hoş geldin.”

Please follow and like us:
Alperen Yavaş

Alperen Yavaş

İyi günler genç beyler ve bayanlar, size kendimi tanıtmam gerekirse 99 doğumlu, edebiyatla ilgili ve çevresindeki çoğu şeyi anlamlandırmaya çalışan bir beşerim. MDF adlı güzellik benim okurluktan yazarlığa geçişimdeki ilk ciddi basamak oldu. Sonradan gittikçe büyüyen ve internet sitesine de kavuşan bu fanzin benim kendimi anlatmamı sağlayan en güzel yer.aslına bakarsanız genele dair düşünebileceğim yaşlara geldiğimden beri kafamda sürekli bir çark dönüyor ve bu enerjiyi de diğer insanlara aktarmak istiyorum. Son olarak burası inanıyorum ki burada benim kendimce uydurduğum “tanıtıcı kelimeler”e hiç muhtaç bırakmayacak, kendi karakterimi üstüne işleyebildiğim yazılara ev sahipliği yapacaktır. Eh, o zaman da gelip “lan bu da ne saçma biyografiymiş haa”dersiniz olur mu?