Bir Gün Nasıl Geçer, Bir Buğra Nasıl

Refakatçi saatlerin uzayan tıngırtısı
Döverek büyütür gecenin sarhoşluğunu
Oluşur kafamda asfalta yapışmış kedi leşleri ya da ayrılığın sinematografik tasviri
Buğulu ya da büyülü
Uyanırım
Uyanmanın görgüsünü bile silerek hafızamda
Uyanırım
Hala ölmediğimin kanıtıdır bu yalnızca

Uyanıkken
Boş odaların açık duran kapılarının yarattığı rüzgardayken
Rüzgarken, döndürmeye çalışırken kendince pek muhterem olmayan bir hayatın panellerini
Belki de sırf yaşadığımı kanıtlamak için ölümü ararken
Ve tişörtümde bastırılmış kavimlerin kızlık lekesinin ağırlığını hissederken
Yani çökmüşken, yirmi bir yüzyıl pisliği ağzımda gevelerken, kurtulmaya çalışırken genetiğin lanetli kederinden
Başkaları
Ordularla ilerler ülke menfaatleri adına
Başkaları
Bir tokat patlatır arabasına aldığı travestinin yüzüne
Herkes kabullenmiştir en yakınında olduğunun intihar tamamlayıcılığını
Herkes emin adımlarla ilerle her şeye rağmen hedefine

Kimi bilir cebinde taşıdığı cinayet aletinin kendi sonunu da getireceğini
Ama kabullenemez geçmişe fırlatmayı
Kimi övünüyor bu sevgisiz leş çukuruna her gün kattığı hacimlerle

Bu yüzden, bu yüzden, işte tam da bu yüzden
Her sabah uyanırım yalnızca ölmediğimin kanıtı olarak
Ve ararım ölümü uyanıkken

Please follow and like us:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir