berlin duvarı yıkılırken yazdım bunları, bir harfi sildim, birinin yerini değiştirdim

hayatı derinden anlamak,

dibini görmeden geçerek  denizi

olgunlaşmak, pişmek

ta ötesinden yansıyan zamanın piyonlarına güvenmek

yorgun belleğimde yeri hala korunan tek parçadır.

bakışlarım ölü, canlısını gören eline bir ayna alsın

önce kendine sonra bana baksın,  fark yok, ne acı.

bakışım, olgun

at üstünde perdesi kapalı bir gelin, kuşağı bağlı, tek noktaya sabitim

bu bir aşkın doğuşu.

aynı kalan olmadı, gözünü açtığından beri kör dilenci

elini kapadı insanlara ve döndü tanrıya yüzünü, kanatlarını açtı

bu zamana kadar saklı, kolilerde saklanmış

yoldan geçen insanlarsa sahiplenmez hiçbir duyguyu

ortalık malıdır duygular, kişiselleştirilemez

kişiselleşirse pasifize oluruz, bilime aykırı

orta yolu da hazırdır cepte

aşk kimyasal bir etkileşim

orta yolcular bu yüzden insanlığını kaybetmiştir.

ve dilenciyi zorunda bırakmışlardır bazı şeyleri söylemeye

yaşamak bir yük ki hangi teraziye çıkarsa çıksın ağır basar

işte gözümü açtığım o ağaçlar her sabah değişiyor

bu bahçeler o bahçeler değil artık

günden güne soyunuyorlar

renklerini sarıya bırakıyorlar ki hiçbir laboratuvar ortamında böyle bir sarı yoktur

belki bir başka çift göz farklı görüyordur o bahçeleri

mavi, gerçek gözlerle birlikte uyanmak isterim o sabahlara

aynı yere bakıp farklı renkleri görmek isterim

henüz kırık kemiklerimle yaşattığım kanatlarımın altında

dalgaları hissetmek isterim, dalgaların dokunduğunda can verişini hissetmek

hissedememekten de korkarım, yaşanmaması önemsiz

ve en çok korktuğum

gözlerimi her kapadığımda önümde belirmesi

farkına varmadan kapatıp açarken gözlerimi

artık bir sebebi varmış gibi hissettirmek

hüküm sürmek saniyelere

karşısında durabileceğim bir güç değil

tebrik ederler bir bakış için

ki bir bakışım on üç dakika

bakışım, kendi diktiğim put

zayıflıklarımdan arındım derken

baltayı savurdum etraflı

eksik kalacaktır bakışlar eminim, ne kadar istesem de en tepesine yerleşsin

elimden geleni yapacağım kesin

bunun meleklere yazılmış bir aşk şiiri olmadığı kadar

uyandım, okudum, uzunca bir mektup yazdım

sevgili kim bilir

 

Kemal Gökçay

Please follow and like us:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir