Bandrollü Kitap Bastıran Eski Yayınevi Çalışanı ve Birtakım Sorular

Apartman ahalisi, fanzinin kökenleri ile ilgili çok fazla araştırma yaparken, fanzin kavramının ne olduğuna biraz yabancılaşmış. Dilerseniz önce fanzinin ne olduğunu açıklayarak başlayalım. Fanzin, İngilizce’deki ‘’fanatic’’ ve ‘’magazine’’ kelimelerinin bir kısmının kırpılıp birleştirilmesiyle oluşturulmuş bir kelimedir. Bu tür, kökenlerini çok farklı yerlerden alır ve bu konuda muazzam bir fikir çeşitliliği vardır. Ülkemizdeki çeşitliliği konusunda her ne kadar 1990’lara dayandığıyla ilgili fikirler bulunsa da öğrenci hareketlerinin yoğun yaşandığı 60’lı yıllarda basılan ve el altından dağıtılan kitapçıkları da ilk fanzinler olarak belirtenler mevcuttur. Herhangi bir hiyerarşik yapılanmanın olmadığı ve samimi yapılar olan fanzinler, birer ‘’dergi alternatifi’’ değildir. Dergi alternatifleri olmamaları da onları derginin alt klasmanındaki yayınlar olarak algılanmamasını sağlamaktadır. Hal böyleyken, zamanında sektörün kalemi olarak tanımlayabileceğimiz ve herhangi bir sistem karşıtı unsuru kendisinde bulamayacağımız bir şairden ‘’dergi gibi fanzin’’ övgüsünü alıp bu övgüden çok mutlu olanlara, içi içine sığmayanlara ve onların yolunu doğru belleyip takip edenlere ne söylesek az kalacaktır ama biz yine de devam edelim. (ilgili olay:

Ali Lidar’ın Facebook’ta yaptığı paylaşımın ekran görüntüsü.

 

Sıvadık Fanzin’in ilgili paylaşıma cevabı.

Mevzu, ‘’bandrollü kitap bastıran eski yayınevi çalışanı’’nın kendi yazısında belirttiğinin aynısı değildir. Bazı noktaları açmak gerekiyor. Öncelikle, bahsedilen kitabın çıktığı yayınevi, öyle alelade bir yayınevi değil. Geçenlerde Twitter’daki kavgada yayınevi olduğu için imada bulunulan Kaos Çocuk Parkı’nın merkezdeki edebiyat algısıyla olan savaşında Kaos Çocuk Parkı’nın karşısında konumlanan bir yayınevinden bastırılmış bir kitabın yazarı olmak, gerçekten üzücü bir durumdur. Belirli farkındalıkların yıllar sonra oluşması, beni üzmediği gibi aksine sevindirmiştir ama eski çizgileri belli olan bir yayının da maziyi atlayıp ahkam kesmesi, sessiz kalabileceğim bir durum değildir. Oluşumlarının hesaplarından yaptıkları bütün öğüt verici paylaşımlar, geçmişteki hallerinedir. Aynı yoldan bir daha geçse belki de o hataları yapmayacak kişiler, hatalarını şirin göstermeye ve çeşitli gerekçelerle temellendirmeye çalışmaktadırlar. Bugün, gerçekten merkezdeki algının karşısında olan bir edebiyat yayınının yayınevi iktidarları konusunda da bir şeyler söylemesini gerekli görüyorum. Bir de yazıda sıkça belirtilen bir şey var ki o da 25 liralık fanzin veya 40 liralık fanzin olayları. Bu olaylardaki tepkiler, sadece kendilerinin pastadaki paylarını almış bir özneyi birilerinin gözünde kötüleme çabasından ibarettir. Fanzin camiasında tekel olmayı hedefleyen Fanzin Apartmanı, bu uğurda birçok şey yapmıştır. Mesela, fanzincilik semineri verilip en sonunda da sertifika dağıtılmıştır. Bu sertifikaları alan kişiler, umarız ki Linkedin’daki cvlerine bu sertifikayı da eklemişlerdir. Daha önce de belirttiğim gibi, tahakküm kurmaya çalıştıkları bir alan fanzin alanı.

Bir diğer açılmasını istediğim konu şu, her fırsatta Kaos Çocuk Parkı’nın fanzin kitaplarına atıfta bulunulurken, neden aynı isimle bir şey yapmak yerine ‘’fankit’’ dediniz? Nedeni çok açık. Bir pazarlama işi yapıyorsunuz ve sloganlar, kalıp sözler çok önemli. Kendinize bir kimlik oluşturup insanların hafızalarında yer etmeye çalışıyorsunuz. Bütün yazılarınız ‘’fanzin yürüyor’’la bitiyor. Bu kurumsallığı kendinize yedirebiliyorken yer altı konusuyla ilgili doğru bir söz etmeniz zaten beklenemezdi. Barış Akkurt’un Tirşe Döngü Fanzin’den Faruk Emre Özünlü ile yaptığı bir röportajda fanzin şöyle tanımlanıyor:

‘’fanzinler doğası gereği samimidir, ne sansür ne otosansür kokusu alabilirsiniz o sayfalarda. Popüler kültürün herkes tarafından beğenilmek zorunda bırakılan ürünlerine karşı daha farklı, samimi bir çeşitlilik sunuyor fanzinler, dahası alttan alta sadece tüketmeye değil, okuru üretmeye de iten bir tavrı vardır, teşvik eder, hadi sen de katıl bize der, eminim senin de söyleyecek şeylerin vardır, der.’’ (1)

Doğası gereği samimi olan fanzin, insanların metinleriyle oynanabilecek, onlara editörlük yapılabilecek bir alan değildir. İnsanları teşvik eden ve insanlara tepeden bakmayan alanlardır fanzinler. Bugüne kadar yirmi üç sayı yayınlanan Mevzular Derin’de yüz yetmiş farklı kişiyle çalışılırken yirmi altı sayısı çıkan Sıvadık Fanzin kaç kişiyle çalışmıştır? Sıvadık Fanzin eğer bir fanzinse insanlara kapıları ne kadar açıktır? Ali Lidar’a ve Hakan Günday’a ayrılan o sayfalar, mail kutunuzu aşındıran birçok yazara neden açılmamaktadır? Orası yalnızca siz apartman seçkinlerinin var olabildiği bir yer midir?

Fanzin olgusunun içini siz boşaltıyorsunuz bu ülkede. Seri  üretimlerle birbirinin aynı birçok fanzin çıkmasına katkıda bulunuyorsunuz. Niteliksizliğin pohpohlanması zaten dergi alanında yapılıyor, ah pardon unuttum, siz dergi gibi fanzin çıkarmakla övünüyordunuz zaten. Ayrıca ‘’tanıtım’’ ve ‘’kritik’’ arasındaki farka da değinelim. Zira bu arkadaşlar bir türlü anlayamıyorlar ve sitelerindeki fanzin tanıtımlarını halen ‘’kritik’’ olarak adlandırıyorlar.

Kendileriyle çelişiyorlar. Madem kritik yapmıyorsunuz, neden sitenizde kritik yazıyor? O da bir pazarlama tekniği. İnsanlar reklam olduklarını bildiği bir şeyi neden okumak istesin ki?

Bir fanzin etkinliğinde ”ücretsiz” satılan Sıvadık Fanzin.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir başka konu, fanzinin ücretli-ücretsiz olması. Zamanında biz ücretsiz dağıtırken bizi eleştirip ücretli raflarından inmediğinizi ne çabuk unuttunuz? Ücretsiz fanzinlerin sokağa atıldığını iddia ettiğinizi ne çabuk unuttunuz? Fanzini ücretsiz yapınca olumlu bir şey yapmış olmuyorsunuz. Kapitalizmin tek nüfus edemediği yer paranın dönmediği yer falan değildir. Para, öcü değildir, kapitalizm de salt paradan ibaret bir şey değildir. Paranın nasıl dağıtıldığıyla ve üretim süreçleriyle ilgili bir şeydir kabaca.

Fanzin Apartmanı sitesinde yer alan mekanlar kısmına gelelim. Bu kısmın ne gereği vardır? Yıllardır yayında olan fanzindb.org varken böyle bir kısmın gereği var mıdır? Bu, ele geçiremeyeceği bir şeyin alternatifini oluşturup diğerini alt etmeyi hedeflemek değilse nedir? Ayrıca ne derece kapsamlıdır?  Neredeyse hiç kullanmadığınız bir veritabanını kullanmak yerine yenisini açmak, insanları üretime mi yoksa tüketime mi alıştırmaktır? Eski diye bir şeyi kullanmıyorsunuz, halbuki orası açık bir platform ve açık kaynak, yani katkıda bulunabiliyorsunuz. Ama katkıda bulunanların ismi yazmıyor, dolayısıyla kimsenin kimseye üstünlük sağlayabileceği bir yer değil. Tam olarak nesi size yeterli gelmedi de mekanlar diye bir kısım açtınız?

İddialarıma cevap vermekten çok uzaksınız. Politiklikten de tabi. ORTAYOL böyle bir şey. Kimsenin kalbi kırılmasın, kendi sınırlarımız içinde muhalifçilik oynayalım. Biz insanların emekleriyle yaptığı şeyi kötüleyemeyiz falan. Kimsenin size olmayan bir şey söyleyin dediği yok. Olanı söyleme cesareti göstermeniz fazlasıyla yeterli.

Bugün fanzinlerle yayınevi arasındaki mesafe diye anlamsız salvolar atanlar da düne kadar ortaklaşa düzenlenen yayınevi ofisinde düzenlenmiş etkinlikleri veya yayınevi ofisine yapılan/yaptırılan fanzin raflarını unutmamalıdır. Benim, adına faaliyet gösterdiğimi ifade ettiği yayınevi, sadece bir yayınevi değil, bir sanat-edebiyat kolektifidir. Bu oluşumun maaşlı çalışanı da, kitap satıcısı da değilim. Değer yargılarıma uygun olduğu için emek vermek istediğim bir oluşum, başlıkta bahsedilen kişinin durumuyla aynı durum değil.

Please follow and like us:
Yalım Aydın

Yalım Aydın

Belirli bir hayat kalitesinin üzerindeki insanlara fazla bir şey vaat etmiyor olsam da 2015’ten bu yana edebiyat ve müzik alanındaki çalışmalarımı fanzinler ve dergiler aracılığıyla paylaşıyorum. Bugüne kadar Sokak Edebiyatı Fanzin, Kopya Fanzin, Solo Fanzin, CosmicZion Zine, Ekinoks Fanzin, Aykırı Karga Fanzin, Mavera Fanzin, Çığlık Fanzin, Giyotin Fanzin, Geyik Fanzin, Mevsim Fanzin, Firar Fanzin, Lemur Dergi, Porsuk Dergi, Gece Dergi ve Söylenti Dergi’ye katkıda bulundum. Bence sokağın, sokakta yaşanılanların veya yaşayanların edebiyatın dışında bırakılabilmesi veya onların edebiyat dışında kalması imkansız. Bu yüzden yazmaya, edebiyatla uğraşmaya ve uğraşanlara dayanak olmaya hayatım boyunca devam edeceğim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir