dünya belki harbiden düzdür ben anlamam atlasım senin kasığından başlardı

adriyatik dudağının kenarı bir damlasından sağ çıkamam

anneme yalan söyledim ellerimi kediler çizmedi

hafızadan kontak birinden ali ihsan denen bir herifi dinledim

eve dönünce seni aramadım sesin cayır cayır paramparça buramburam

sevdam çıkışmıyor deftere yaz kalanını sonra vereyim

rengin değişmiş seni içime alamam

attığın tokat yüzümde kırmızı şaraba dönüştü sanki şapır şapır iniyor kirpiklerimden,

bütün bu tantanayı hak ettim

 

             itfaiye meydanı’nda bir günde kaç sigara içilir

            orda bir tezgâhta iki büklüm bekleyen akrepsiz yelkovanlı bi cep saati gibiyim

 

kırmızı fayanslı bar tuvaletinde tek başıma beklediğim kırmızı tek çizgi

kırmızı siyahlı şalım hep sol omzumdan düştü omuzlarımı sen de sevmedin

sonra gidip yıkadığım balkon hiçbir şey olmamış gibi, hiç tane şey oldu zaten

acıdığın halimin tutacak yeri kalmadı aşktan da yolum zerre geçmedi

bi tek içim bakire hem füruğ da oğlundan ayrı kaldı

öldürdüğüm bebeğimle konuşuyorum

bir gün ben de öldürdüğüm tüm o bebekler olucam

seninle ilgili her şeyin başına

gerçek kişi ve kurumlarla

ilgisi

yoktur

yazıp

sana maruz kalan her şeyi herkesi kıyametten kurtarıyorum

 

sessiz ol sesini kaydediyorum